Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, dünya deniz ticaretini felç eden tarihi bir krize dönüştü. Sigorta devi Allianz’ın verilerine göre, boğazın iki yakasında mahsur kalan 1.200’den fazla konteyner ve yük gemisinde toplam 125 milyar dolar değerinde mal bulunuyor. ‘Benzeri görülmemiş’ olarak nitelenen bu abluka, küresel tedarik zincirlerini kırılma noktasına getirirken, petrol ve doğalgaz sevkiyatlarının yanı sıra elektronik, gıda ve otomotiv parçaları gibi kritik ürünlerin akışını da durma noktasına getirdi. Uzmanlar, krizin sürmesi halinde dünya ekonomisinin haftalık 10 milyar dolar kayba uğrayabileceğini belirtiyor.
Umman Denizi’ne yığılan kargo filosu
Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer alan ve Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan stratejik bir su yoludur. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si ve sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) üçte biri buradan geçer. Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler, boğazın fiilen kullanılamaz hale gelmesine yol açtı. Gemilerin büyük kısmı, Umman Denizi açıklarında demirlemiş durumda; bazı kargo gemileri ise alternatif güzergâh arayışıyla Afrika’nın güneyini dolaşmak için rotasını değiştirdi. Bu durum, nakliye sürelerini iki ila üç hafta uzatırken, navlun maliyetlerini de yüzde 30 oranında artırdı.
Allianz Global Corporate & Specialty’nin yayımladığı rapora göre, abluka yalnızca enerji sevkiyatını değil, aynı zamanda küresel üretim zincirlerini de tehdit ediyor. Özellikle Asya’dan Avrupa ve ABD’ye giden konteyner gemilerinde bulunan yarı iletkenler, tıbbi malzemeler ve otomotiv parçaları gibi yüksek katma değerli ürünler, üretim hatlarının durmasına neden olabilir. Raporda, “Bu durum, 2021’deki Süveyş Kanalı krizinden çok daha büyük çaplı bir tedarik zinciri şokuna yol açabilir” ifadeleri yer alıyor.
Bölgesel gerilim ve küresel yansımalar
Hürmüz’deki tıkanma, İran ile ABD öncülüğündeki koalisyon arasında artan gerilimin bir sonucu. İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki deniz trafiğini kontrol altına alma girişimleri, ABD ve müttefiklerinin askeri varlığını artırmasıyla karşılık buldu. Ancak çatışma henüz sıcak bir çatışmaya dönüşmemiş olsa da, ticari gemilerin geçişine izin verilmemesi, fiili bir abluka anlamına geliyor.
Krizin küresel ekonomik etkileri çok boyutlu. Petrol fiyatları varil başına 95 doları aşarken, doğalgaz fiyatları Avrupa’da megavat-saat başına 50 avronun üzerine çıktı. Asya’da ise bazı rafineriler hammadde temininde güçlük çekiyor. Deniz sigortası primleri bölgede yüzde 400’e varan oranlarda arttı. Uzmanlar, bu krizin küresel enflasyonu yeniden tetikleyebileceği ve merkez bankalarının faiz indirim planlarını erteleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz krizi, Türkiye için ciddi enerji ve ticaret riskleri barındırıyor. Türkiye, ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 20’sini Basra Körfezi ülkelerinden sağlıyor; boğazın kapanması, alternatif tedarikçilere yönelimi zorunlu kılacak. Ayrıca Türkiye, Orta Asya ve Kafkasya’dan Avrupa’ya uzanan enerji koridorlarında kilit bir ülke olarak, bu krizin yarattığı boşluktan avantaj sağlamaya çalışabilir. Ancak kısa vadede akaryakıt fiyatlarında artış ve dış ticarette gecikmeler bekleniyor. Türk hükümetinin bölgedeki diplomatik girişimleri ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi benzeri deniz ticareti güvenliği mekanizmalarını gündeme getirmesi olası.