İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ülkesinin ABD ile ayrışarak İran'a karşı tek başına askeri harekat başlatabileceğini söyledi. Aşırı sağcı bakanın bu çıkışı, Washington ile Tel Aviv arasında İran'ın nükleer programına yönelik stratejik farklılıkların derinleştiği bir dönemde geldi. Ben-Gvir, bir radyo programında yaptığı açıklamada, "İsrail'in çıkarları söz konusu olduğunda, kimsenin iznine ihtiyacımız yok. Gerekirse ABD olmadan da hareket ederiz" ifadelerini kullandı. Bu sözler, Biden yönetiminin İran'la diplomasiye öncelik verdiği bir dönemde, İsrail'in askeri seçenek konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Ben-Gvir'in açıklamaları, İsrail istihbarat teşkilatının İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 90'a yaklaştırdığı yönündeki raporların ardından geldi. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, Senato'ya verdiği ifadede İran'ın nükleer silah üretme kapasitesine kısa sürede ulaşabileceğini belirtti. Ancak Washington, bu krizi çözmek için diplomatik kanalları zorlarken, İsrail'in askeri müdahale çağrılarına temkinli yaklaşıyor. Geçtiğimiz ay İran'ın Natanz tesisine yönelik bir saldırıyla ilgili olarak İsrail'in parmağı olduğu iddia edilmişti. Ben-Gvir'in sözleri, Netanyahu hükümetindeki koalisyon ortaklarının da benzer bir duruş sergilediğine işaret ediyor. Savunma Bakanı Yoav Gallant, daha önce İran'ın nükleer bombaya sahip olmasına izin verilmeyeceğini vurgulamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in tek başına hareket etme olasılığı, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeyi daha da bozabilir. İran'ın olası bir saldırıya yanıt olarak Hizbullah ve Husilere daha fazla destek vermesi bekleniyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, İsrail'le normalleşme sürecinde olmalarına rağmen, böyle bir çatışmanın ekonomik sonuçlarından çekiniyor. Öte yandan Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde İran yaptırımlarını bloke eden bir tutum sergiliyor. Küresel enerji piyasalarında, İran'ın doğrudan veya dolaylı olarak çatışmaya çekilmesi durumunda petrol fiyatlarının yükselebileceği endişesi hakim. Ben-Gvir'in açıklamaları, ABD'nin bölgede artan Çin etkisine karşı bir denge arayışı içinde olduğu bir dönemde, Transatlantik ittifakında yeni bir kırılma noktası oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in İran'a yönelik olası tek başına askeri harekatı, Türkiye'nin güvenlik ve diplomatik dengelerini doğrudan etkileyebilir. Ankara, hem İran'la komşuluk ilişkilerini hem de İsrail'le son dönemde gelişen ticari ve istihbari temaslarını sürdürmeye çalışıyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin Kafkasya ve Suriye'deki çıkarlarını da tehdit edebilir. Ayrıca İran'daki enerji rezervlerine yönelik bir gerginlik, Türkiye'nin enerji ithalatında fiyat artışlarına neden olabilir. Bu nedenle Türkiye, tarafları itidal çağrısı yaparak ve diplomatik çözümü destekleyerek bölgesel istikrarı korumaya katkı sağlamalıdır.