Afganistan'da 2021'de Taliban'ın yönetimi ele geçirmesiyle savaş sona erdi, ancak güvenlik sorunlarının yerini ekonomik ve sosyal baskıların tetiklediği yeni bir şiddet dalgası aldı. İtalyan video gazeteci Silvia Boccardi, Fransa 24'ün #F24Spotlight programında, savaş sonrası dönemde “güvenliğin refaha dönüşmediğini” belirterek, sosyoekonomik baskılarla bağlantılı şiddetin Afganistan'da günlük hayatı ağır bir şekilde etkilediğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Taliban'ın yönetimi devralmasından bu yana geçen iki yılda, Afganistan'da çatışmalar büyük ölçüde azaldı. Ancak ülke, derin bir insani krizle karşı karşıya. Dünya Bankası verilerine göre, Afganistan'da kişi başına düşen milli gelir %30'dan fazla düştü. Milyonlarca insan işsiz, temel gıda ve sağlık hizmetlerine erişim kısıtlı. Birleşmiş Milletler, nüfusun %90'ından fazlasının yeterli beslenemediğini rapor etti. Bu ekonomik çöküş, hırsızlık, borç anlaşmazlıkları, kadına yönelik şiddet ve aile içi çatışmalar gibi sosyal problemleri tetikliyor. Boccardi, “Savaş bitti, ancak insanlar artık geçim kaynakları için birbirleriyle kavga ediyor” diyor.
İnsan hakları grupları, özellikle kadınlar ve kız çocuklarının durumunun kötüleştiğine dikkat çekiyor. Taliban'ın kısıtlamaları eğitim, iş ve kamusal alanlarda kadınların varlığını neredeyse yok etti. Zorunlu başörtüsü, erkek refakatçi şartı ve ikincil sınıf vatandaş muamelesi, birçok kadının evden çıkamamasına ve psikolojik baskılara maruz kalmasına yol açıyor. Ekonomik çaresizlik, ailelerin kız çocuklarını erken yaşta evlendirmesine neden oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Afganistan'daki istikrarsızlık, bölge ülkeleri için güvenlik ve göç riskleri taşıyor. Pakistan ve İran başta olmak üzere komşu ülkeler, Afgan mülteci akınıyla karşı karşıya. Ayrıca, terör örgütleri (IŞİD Horasan, El Kaide) Taliban'ın zayıf kontrolünden faydalanarak yeniden toparlanma fırsatı buluyor. Küresel olarak, uyuşturucu kaçakçılığı Afganistan'dan dünyaya yayılmaya devam ediyor. Taliban, afyon üretimini yasakladığını duyursa da, gelir kaybı ekonomiyi daha da zorluyor. Uluslararası toplum, Taliban'ı tanımamakta ısrar ederken, insani yardımlar kısıtlı kalıyor. Diplomatik boşluk, ülkenin izolasyonunu derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki bu durum, Türkiye'yi iki açıdan etkiliyor. Birincisi, göç: Türkiye, Afganistan'dan yola çıkan düzensiz göçün hedef ülkelerinden biri. Ekonomik çöküş ve şiddet, göç baskısını artırabilir. İkincisi, güvenlik: Afganistan'da terör örgütlerinin güçlenmesi, bölgesel istikrarı tehdit ediyor; Türkiye, NATO üyesi olarak ve Kabil'deki diplomatik varlığıyla bu sürecin yönetiminde rol oynayabilir. Ancak Taliban'la angajmanı dengelemek, insan hakları endişeleri ve uluslararası meşruiyet tartışmaları nedeniyle karmaşık. Türkiye, pragmatik bir yaklaşımla insani yardım kanallarını açık tutmaya çalışırken, sınır güvenliğini de sağlamalıdır.