Birleşmiş Milletler’in yeni yayımladığı kapsamlı rapor, İsrail’in Gazze’deki savaşı ve Batı Şeria’daki işgalinin Filistinli çocuklar üzerinde orantısız ve yıkıcı bir etki yarattığını ortaya koyuyor. Raporda, İsrail güçlerinin sistematik olarak çocukları hedef aldığı, onların temel haklarını ihlal ettiği ve savaşın sonuçlarına en ağır şekilde maruz kaldıkları belirtiliyor. BM’nin çocuk hakları odaklı bu raporu, son bir yılda yaşanan şiddet olaylarının çocuklar üzerindeki travmatik etkisini ve uluslararası hukukun ne ölçüde ihlal edildiğini gözler önüne seriyor.
Raporun Temel Bulguları ve Arka Planı
BM’nin raporu, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşı ve öncesinde işgal altındaki Batı Şeria’da yaşanan olayları kapsıyor. Rapora göre, sadece Gazze’de 2023 yılında 12.000’den fazla Filistinli çocuk öldürüldü; bunların büyük çoğunluğu İsrail hava saldırıları ve kara operasyonları sonucu hayatını kaybetti. Batı Şeria’da ise aynı dönemde 143 çocuk öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. BM, çocukların evlerinde, okullarında, hastanelerde ve sığınaklarda hedef alındığını, savaşın ayrım gözetmeksizin yürütüldüğünü vurguluyor. Ayrıca raporda, İsrail’in Filistinli çocukları keyfi olarak gözaltına aldığı, işkence ve kötü muameleye tabi tuttuğu, askeri mahkemelerde yargıladığı ve ailelerinden ayırdığı belirtiliyor. BM Çocuk Hakları Komitesi, bu eylemlerin Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ağır ihlalleri olduğunu ifade ediyor.
Raporun en çarpıcı bölümlerinden biri, İsrail’in savaşta kasıtlı olarak çocukları hedef aldığına dair kanıtlar sunması. Özellikle okullara, oyun alanlarına ve sivil yerleşim alanlarına düzenlenen saldırılarda çocuk ölümlerinin yoğunlaştığına dikkat çekiliyor. BM, savaşın çocuklar üzerinde yarattığı psikolojik travmaya da değiniyor; binlerce çocuğun ebeveynlerini kaybettiği, evsiz kaldığı ve eğitimden mahrum bırakıldığı aktarılıyor. Rapor, Gazze’deki çocukların yüzde 90’ının akut gıda güvensizliği yaşadığını ve temiz suya erişiminin kısıtlı olduğunu ekliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu rapor, uluslararası toplumun İsrail’e yönelik eleştirilerini artırmasına neden oluyor. Birçok insan hakları örgütü, rapordaki bulguların savaş suçu teşkil ettiğini savunarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin harekete geçmesini talep ediyor. ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ise İsrail’i eleştirmekle birlikte rapora ihtiyatlı yaklaşıyor. Rapora karşı çıkan İsrail hükümeti ise, Hamas’ın sivil alanlardan saldırı düzenlediğini ve çocuk ölümlerinden Hamas’ın sorumlu olduğunu iddia ediyor. Ancak BM, İsrail’in uluslararası hukuka uygun davranma yükümlülüğünü hatırlatıyor. Raporda ayrıca, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan şiddetin çözüm için acil bir ateşkes ve iki devletli çözüm gerektirdiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu rapor, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, geçmişte BM’de Filistin lehine oy kullanan ve İsrail’i uluslararası hukuka uymaya çağıran bir ülke olarak öne çıkıyor. Raporun bulguları, Türkiye’nin insani yardım ve diplomatik girişimlerinin haklılığını teyit ediyor. Ayrıca, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu artırmak için bu tür raporları referans alarak uluslararası platformlarda daha aktif bir rol oynaması bekleniyor. Ancak Türkiye’nin İsrail ile son dönemdeki ticari ilişkileri ve enerji iş birliği, bu tür raporların Ankara’nın dış politikasında tam bir dönüşüme yol açmayabileceğini gösteriyor. Yine de, rapordaki insani boyut, Türk kamuoyunda Filistin dayanışmasını güçlendirecek ve hükümetin politikalarını etkileyebilir.