Birleşmiş Milletler'in yayımladığı son rapora göre, Gazze Şeridi'ndeki mevcut ekonomik durum, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir çöküşü işaret ediyor. İsrail'in askeri operasyonlarının ardından bölgedeki ekonomik aktivite neredeyse tamamen durma noktasına gelirken, kişi başına düşen günlük gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) 0,58 dolara kadar geriledi. Bu rakam, dünya genelinde kaydedilen en düşük seviyelerden biri olarak kayıtlara geçti. Raporda, Filistin halkının büyük bölümünün temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiği ve yoksulluğun derinleştiği vurgulanıyor. BM yetkilileri, söz konusu ekonomik yıkımın sadece bir savaş sonucu değil, aynı zamanda uzun süreli bir insani krizin de habercisi olduğunu belirtiyor.
Ekonomik Çöküşün Arka Planı
BM raporuna göre, Gazze'deki ekonomik çöküşün temel nedeni, İsrail'in askeri operasyonları sırasında altyapının büyük ölçüde tahrip edilmesi. Elektrik, su, sağlık ve eğitim hizmetleri neredeyse tamamen durmuş durumda. Tarım arazilerinin kullanılamaz hale gelmesi, balıkçılık faaliyetlerinin kısıtlanması ve sanayi tesislerinin yıkılması, yerel üretimi bitme noktasına getirmiş durumda. Ayrıca, sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle dış ticaret de durma noktasında. Bu koşullar altında, halkın büyük çoğunluğu uluslararası yardımlara muhtaç hale gelmiş durumda. Raporda, işsizlik oranının %90'ın üzerine çıktığı, yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısının ise nüfusun neredeyse tamamına yakın olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, bu tablonun sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir yıkımı da beraberinde getirdiğini belirtiyor. Çocukların eğitimden mahrum kalması, sağlık hizmetlerine erişimin imkânsız hale gelmesi ve gıda güvensizliğinin had safhaya ulaşması, gelecek nesiller üzerinde derin izler bırakacak. BM raporunda, Gazze'nin yeniden inşası için milyarlarca dolara ihtiyaç duyulacağı, ancak mevcut koşullarda bunun kısa vadede mümkün görünmediği vurgulanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki ekonomik çöküş, sadece Filistin topraklarını değil, tüm Orta Doğu'yu etkileyen bir istikrarsızlık kaynağı haline gelmiş durumda. Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkeler, olası bir mülteci akını ve ekonomik baskı ile karşı karşıya. Ayrıca, küresel kamuoyunda İsrail'e yönelik eleştiriler artarken, bazı ülkeler ekonomik yaptırımları tartışmaya başladı. BM raporu, uluslararası toplumun acil müdahalesi olmadan bu krizin daha da derinleşeceği uyarısında bulunuyor. Raporda ayrıca, bölgede kalıcı bir barış sağlanmadıkça ekonomik toparlanmanın mümkün olmayacağı belirtiliyor.
Diğer yandan, Gazze'deki ekonomik yıkım, Filistin yönetiminin (FKÖ) otoritesini de zayıflatıyor. Ramallah merkezli yönetim, Gazze'ye yönelik yardımları koordine etmekte zorlanırken, Hamas ile FKÖ arasındaki siyasi bölünmüşlük de krizin çözümünü güçleştiriyor. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye insani yardım ulaştırmak için ateşkes çağrılarını yineliyor, ancak siyasi belirsizlik devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki ekonomik çöküş, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel istikrar açısından doğrudan sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Filistin halkına yönelik insani yardımları artırarak bölgedeki etkinliğini pekiştirme çabasında. Ancak, artan istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Ayrıca, olası bir mülteci dalgası, Türkiye'nin zaten üstlendiği göç yükünü daha da ağırlaştırabilir. Türkiye, BM ve diğer uluslararası aktörlerle işbirliği yaparak Gazze'ye yönelik yardımların artırılması ve kalıcı ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını test eden bir unsur olarak öne çıkıyor.