İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda artan uluslararası izolasyonla yüzleşirken, bu durumu iç politikada güce dönüştürme çabasında. Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump ile planlanan görüşmenin gerçekleşmemesi, uzun süredir kendisini İsrailli seçmenlere ABD Başkanı'na benzersiz şekilde yakın biri olarak tanıtan Netanyahu için sıkıntılı bir durum yarattı.
Uluslararası İzolasyonun Arka Planı
Netanyahu'nun BM kürsüsünden yaptığı konuşma, İsrail'in Gazze'deki savaşı nedeniyle uluslararası alanda giderek yalnızlaşmasının sembolü haline geldi. Birçok ülke lideri, konuşma sırasında salonu terk ederek protesto gösterirken, İsrail'e yönelik eleştirilerin dozajı da her geçen gün artıyor. Bu izolasyon, sadece BM çatısı altında değil, aynı zamanda ikili ilişkilerde de kendini gösteriyor. Özellikle Batılı müttefiklerin İsrail'e yönelik tutumundaki değişim, Netanyahu hükümetini zor durumda bırakıyor.
Netanyahu, BM'deki konuşmasında İran'ı hedef alarak uluslararası toplumun dikkatini İsrail'in güvenlik kaygılarına çekmeye çalıştı. Ancak bu strateji, Gazze'deki insani krizin gölgesinde kaldı. İsrail karşıtı gösteriler, New York sokaklarında da yankı buldu ve Netanyahu'nun BM ziyareti sırasında geniş katılımlı protestolar düzenlendi.
İsrail iç kamuoyunda ise Netanyahu'nun BM'deki performansı, "dünyaya meydan okuma" olarak sunuluyor. Sağcı taban, Netanyahu'nun uluslararası baskılara boyun eğmediğini ve İsrail'in güvenliğini her şeyin üstünde tuttuğunu vurguluyor. Bu söylem, Netanyahu'nun siyasi geleceği için kritik önemde; zira koalisyon ortakları ve seçmen tabanı, sert duruşu takdir ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun BM'deki yalnızlığı, Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. İsrail'in en büyük destekçisi ABD ile ilişkiler, özellikle Trump döneminde altın çağını yaşamıştı. Ancak Trump'ın BM Genel Kurulu'na katılmaması ve Netanyahu ile görüşmemesi, İsrail'in Washington nezdindeki konumunun sorgulanmasına yol açtı. Trump, başkanlığı döneminde Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış ve Golan Tepeleri'ndeki İsrail egemenliğini kabul etmişti. Bu adımlar, Netanyahu'nun iç politikada "ABD ile özel ilişki" kartını sürekli oynamasını sağlamıştı.
Şimdi ise Netanyahu, ABD'deki siyasi belirsizlikten faydalanarak hem iç hem dış politikada manevra alanı arıyor. Ancak Trump ile görüşememek, bu stratejiye darbe vurdu. Netanyahu'nun ekibi, görüşmenin gerçekleşmemesini "takvim uyumsuzluğu" olarak açıklasa da, İsrail basınında bu durumun Netanyahu için bir prestij kaybı olduğu yorumları yapılıyor.
Öte yandan, İsrail'in bölgesel rakipleri İran ve Hizbullah, Netanyahu'nun izolasyonunu kendi lehlerine kullanmaya çalışıyor. İran, BM'de İsrail'e yönelik eleştirileri körükleyerek İslam dünyasının liderliğine soyunuyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise İsrail ile normalleşme sürecini askıya almış durumda. Bu da Netanyahu'nun bölgesel barış vizyonunu sekteye uğratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun BM'de artan izolasyonu, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle İslam dünyasında itibarını pekiştirirken, İsrail'in yalnızlaşması Ankara'nın bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak Türkiye-İsrail ilişkilerindeki gerilim, ekonomik ve güvenlik iş birliğini zorlaştırıyor. Netanyahu'nun iç politikada güç gösterisi, İsrail'in saldırgan politikalarını sürdüreceği sinyalini verirken, Türkiye'nin Gazze'deki insani krize yönelik diplomatik girişimleri daha da kritik hale geliyor. Ayrıca ABD-İsrail ilişkilerindeki olası bir soğuma, Türkiye'nin Washington nezdindeki konumunu yeniden şekillendirebilir.