Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) bir grup etkileyici, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşması sırasında salonu terk etmeyerek konuşmayı izlemelerini savundu. Onlarca ülkenin delegasyonu Filistin yanlısı protesto amacıyla salonu boşaltırken, BAE'li sosyal medya fenomenleri bu kararlarının arkasında durdu ve İbrahim Anlaşmaları'nın önemine vurgu yaptı.
Olayın Arka Planı
Netanyahu, 26 Eylül 2025 Cuma günü BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İsrail'in politikalarını savundu ve İbrahim Anlaşmaları'nın bölgesel barış için önemini vurguladı. Konuşma sırasında aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün ve birçok Avrupa ülkesinin de bulunduğu onlarca delegasyon, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını protesto etmek için salonu terk etti. Ancak BAE delegasyonu salonda kaldı ve konuşmayı dinledi.
BAE'nin bu tutumu, ülkenin 2020'de İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesinin ardından gelen tutarlı bir politika olarak yorumlanıyor. Anlaşma, BAE ile İsrail arasında diplomatik, ekonomik ve güvenlik işbirliğini öngörüyor. BAE'li etkileyiciler, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda, ülkelerinin bu anlaşmaya bağlılığını vurguladı ve İsrail ile diyaloğun bölgesel istikrar için gerekli olduğunu savundu.
Bir BAE'li etkileyici, Twitter'da yaptığı paylaşımda, "BAE, barış ve istikrar için İbrahim Anlaşmaları'na bağlıdır. Netanyahu'nun konuşmasını dinlemek, diyalog ve diplomasiye olan inancımızın bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. Bir diğeri ise, "Salonu terk etmek kolay olanı yapmaktır. Zor olan, diyaloğu sürdürmek ve bölgede barış için çalışmaktır" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BAE'nin bu tutumu, Arap dünyasında İsrail'e yönelik farklı yaklaşımların bir yansıması olarak öne çıkıyor. İbrahim Anlaşmaları'nı imzalayan diğer ülkelerden Bahreyn ve Fas da benzer şekilde İsrail ile ilişkilerini sürdürüyor. Ancak Suudi Arabistan, normalleşme görüşmelerini askıya almış durumda ve Gazze'deki savaş nedeniyle İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmış durumda.
Uluslararası alanda ise, İsrail'in Gazze politikalarına yönelik tepkiler giderek büyüyor. BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamalarda İsrail aleyhine kararlar alınıyor ve birçok ülke İsrail ile ilişkilerini gözden geçiriyor. BAE'nin açık desteği, İsrail'in uluslararası izolasyonunu kırması açısından önem taşıyor. Öte yandan, BAE'nin bu tutumu, İran ve Türkiye gibi bölgesel rakipleriyle olan ilişkilerinde de bir denge unsuru olarak görülüyor.
Uzmanlar, BAE'nin İsrail ile ilişkilerini korumasının ekonomik ve güvenlik çıkarlarıyla ilgili olduğunu belirtiyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2024'te 2,5 milyar doları aştı ve teknoloji, tarım ve sağlık alanlarında ortak projeler yürütülüyor. Ayrıca BAE, İran'ın nükleer programı ve bölgesel yayılmacılığına karşı İsrail ile istihbarat paylaşımı yapıyor.
Ancak BAE'nin bu politikası, Arap kamuoyunda geniş kesimler tarafından eleştiriliyor. Filistin yanlısı gruplar, BAE'yi "İsrail'in suç ortaklığı" yapmakla suçluyor. BAE'li yetkililer ise, diyaloğun Filistin meselesinin çözümü için tek yol olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BAE'nin Netanyahu'nun BM konuşmasını desteklemesi, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından önemli bir gelişme. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını sert bir şekilde eleştiriyor ve İbrahim Anlaşmaları'nı "Filistin davasına ihanet" olarak nitelendiriyor. BAE'nin bu tutumu, Türkiye ile BAE arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratabilir. Ancak son yıllarda Türkiye ve BAE arasında ekonomik ve diplomatik ilişkilerde bir yumuşama yaşanıyordu. Bu gelişme, normalleşme sürecini sekteye uğratabilir. Ayrıca, BAE'nin İsrail ile askeri ve istihbarat işbirliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Körfez'deki güvenlik hesaplarını etkileyebilir. Türkiye, bölgesel dengeyi korumak için Mısır ve Katar gibi ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye devam edecektir.