Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Başkanı Arsenio Dominguez, Basra Körfezi'nde yaklaşık 6 bin denizcinin hâlen mahsur olduğunu açıkladı. Dominguez, bu denizcilerin çoğunun aylardır gemilerinde beklediğini ve insani yardıma acil ihtiyaç duyduklarını belirtti. Açıklama, bölgedeki ticari gemi seferlerini ve deniz ticaretini tehdit eden gerilimlerin ortasında geldi.
Krizin Arka Planı: Savaş ve İstikrarsızlık
Basra Körfezi, son yıllarda artan jeopolitik gerginlikler ve bölgesel çatışmalar nedeniyle deniz ticareti açısından giderek daha tehlikeli bir bölge haline geldi. Özellikle Yemen'deki iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesi ve İran ile ABD arasındaki gerginlikler, deniz yollarını risk altına sokuyor. Mahsur kalan denizciler, çoğunlukla kargo gemilerinde ve petrol tankerlerinde çalışan, farklı milletlerden (Hint, Filipinli, Sri Lankalı, Bangladeşli vb.) işçilerden oluşuyor. Bu kişiler, sözleşmeleri sona ermesine rağmen ülkelerine dönemiyor veya tazminat alamıyor.
Dominguez yaptığı yazılı açıklamada, “Denizcilerin karşı karşıya olduğu koşullar kabul edilemez. Aylardır ailelerinden uzaktalar, temel ihtiyaçlara erişimleri sınırlı ve psikolojik baskı altındalar” dedi. IMO, mahsur kalan denizcilerin tahliyesi ve insani yardım sağlanması için bölge ülkeleriyle görüşmelerini sürdürüyor. Ancak siyasi anlaşmazlıklar ve güvenlik endişeleri, bu çabaları zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Deniz Ticaretine Etkisi
Basra Körfezi, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %30'unun geçtiği stratejik bir su yolu. Mahsur kalan denizciler, bu ticaretin devamlılığı için hayati önem taşıyor. Kriz sadece insani bir trajedi değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirleri için de bir tehdit oluşturuyor. Gemi sahipleri ve sigorta şirketleri, bölgedeki riskler nedeniyle primleri artırırken, bazı nakliye hatları rotalarını değiştirmeyi düşünüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) da denizcilerin haklarını korumak için acil önlemler alınması çağrısında bulundu.
Uzmanlar, krizin çözülmemesi halinde daha büyük bir deniz ticareti kesintisi yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, denizcilerin karşılaştığı zorluklar, uluslararası hukukta 'denizde terk edilme' olarak tanımlanan bir durumu ortaya çıkarıyor. Bu durum, denizcilerin temel insan haklarının ihlali anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Basra Körfezi'ndeki bu krizden doğrudan etkilenmese de, bölgeyle olan ticari ve diplomatik bağları nedeniyle dolaylı sonuçlarla karşılaşabilir. Türk gemi sahipleri ve denizcilik şirketleri, Körfez'de faaliyet gösteriyorsa risk altında olabilir. Ayrıca Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden karşıladığı için, krizin tedarik zincirlerine etkisi enerji maliyetlerini artırabilir. Diplomatik olarak Türkiye, BM çatısı altında insani yardım çabalarına destek vererek bölgesel istikrara katkıda bulunabilir. Kriz, aynı zamanda Türkiye'nin deniz ticareti güvenliği ve denizci hakları konusundaki uluslararası savunuculuğunu güçlendirmesi için bir fırsat sunuyor.