İngiltere'de tanınmış oyuncular Matt Lucas ve Hugh Bonneville'in de aralarında bulunduğu bir grup ünlü isim, yapay zeka teknolojisiyle ses klonlamanın önüne geçilmesi için hükümete çağrıda bulundu. Sanatçılar, her bireyin kendi sesi üzerinde yasal hak sahibi olmasını güvence altına alacak bir düzenlemenin hayata geçirilmesini talep ediyor. Bu çağrı, yapay zekanın yaratıcı endüstrilerde hızla yayılması ve seslerin izinsiz şekilde taklit edilerek kullanılması endişelerini artırdığı bir dönemde geliyor.
Oyuncuların Talebi ve Gerekçeleri
Star Wars dizisiyle tanınan Hugh Bonneville ve komedyen Matt Lucas, aralarında Dame Judi Dench, FKA Twigs ve Tom Hanks gibi isimlerin de bulunduğu bir grupla birlikte, İngiltere hükümetine bir mektup iletti. Mektupta, yapay zeka kullanılarak kişilerin seslerinin taklit edilmesinin ve bu seslerin kişilerin rızası olmadan ticari amaçlarla kullanılmasının engellenmesi için kapsamlı bir yasal çerçevenin oluşturulması talep ediliyor. Sanatçılar, mevcut telif hakkı yasalarının sesleri korumada yetersiz kaldığını ve kişisel sesin bir imza gibi benzersiz olduğunu, bu nedenle de yasalarla korunması gerektiğini vurguluyor.
BBC'ye yansıyan habere göre, hükümetin son teknoloji yasası tasarısında ses klonlamaya ilişkin bazı hükümler bulunuyor. Ancak sanatçılar, bu hükümlerin bireylere sesleri üzerinde net bir ticari hak sağlamadığı için yetersiz olduğunu savunuyor. İngiltere hükümeti ise konuya ilişkin olarak, telif hakları reformu üzerinde çalıştığını ve kişilerin seslerini izinsiz kopyalanmaktan koruyacak yasaların önemini kabul ettiğini açıkladı. Öte yandan, sektör temsilcileri yapay zekâ teknolojilerinin yaratıcılığa katkısını da kabul ederek, dengeli bir düzenleme yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Küresel Boyut ve Yapay Zekâ Etiği
Bu gelişme, yapay zekânın yaratıcı sektörlerdeki etik boyutunu bir kez daha gündeme getirdi. Son yıllarda birçok ünlü ismin sesi veya görüntüsü yapay zekâ yöntemleriyle izinsiz şekilde kullanılarak reklamlarda, sosyal medyada ve hatta müzik piyasasında yer aldı. Bu durum, hem hukuki hem de etik açıdan tartışmalara yol açıyor. Özellikle derin sahte teknolojilerinin hızla gelişmesi, ses ve görüntülerin bireylerin rızası olmadan manipüle edilmesini kolaylaştırıyor. Uzmanlar, bu teknolojilerin dezenformasyon amaçlı kullanılmasının yanı sıra kişilik haklarını da ihlal ettiğinı, bu nedenle de acil düzenlemelerin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Britanya Hükümeti'nin, yapay zekâ ve telif hakları konusunda yürüttüğü istişareler, ABD ve Avrupa Birliği gibi diğer ülkelerdeki benzer tartışmalarla paralellik gösteriyor. Avrupa Birliği, geçtiğimiz aylarda onaylanan Yapay Zekâ Yasası ile ses ve görüntü klonlama da dahil olmak üzere kişisel verilerin kullanımını sıkı kurallara bağlamıştı. İngiltere ise Brexit sonrası kendi düzenlemelerini oluşturma yolunda ilerlerken, sektör temsilcileri uluslararası uyumun da sağlanması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de yapay zekâ uygulamaları hızla yaygınlaşırken, ses klonlama ve derin sahte içerikler konusunda hukuki boşluklar bulunuyor. Türkiye'nin 5651 sayılı İnternet Yasası ve KVKK kapsamında kişisel verileri koruma yükümlülüğü bulunmakla birlikte, doğrudan ses klonlamayı ele alan özel bir düzenleme bulunmuyor. Bu durum, olası yasal sorunlara ve mağduriyetlere zemin hazırlayabilir. İngiltere'deki bu gelişme, Türk hukukuna da örnek teşkil edebilecek nitelikte. Yapay zekâ alanında küresel rekabet gücünü artırmayı hedefleyen Türkiye'nin, etik ve hukuki altyapıyı da paralel şekilde güçlendirmesi kaçınılmaz görünüyor.