Birleşik Devletler'de 2022 yılında Biden yönetimi tarafından başlatılan ve ABD, Kanada ile Birleşik Krallık'tan onlarca araştırmacının katıldığı kapsamlı bir alkol tüketimi araştırması, geçtiğimiz yıl Trump yönetimi tarafından engellendi. Araştırmanın bulgularına göre, düşük miktarda alkol tüketiminin kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğu yönündeki yaygın inanış bilimsel olarak geçerliliğini yitiriyor; aksine, alkol kanser ve kardiyovasküler hastalık riskini artırıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından finanse edilen ve Interdisciplinary Committee on Alcohol Studies (ICAS) tarafından yürütülen araştırma, dünya genelinde 150'den fazla bilim insanının katkısıyla gerçekleştirildi. Araştırma, alkol tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerini meta-analiz ve kohort çalışmaları yoluyla incelemeyi amaçlıyordu. Ancak 2024 yılında, Trump yönetiminin Halk Sağlığı Bakanlığı (HHS) araştırma sonuçlarının yayımlanmasını durdurdu. HHS yetkilileri, kararın "bilimsel bütünlük" gerekçesiyle alındığını savunurken, araştırma ekibi bunun siyasi bir müdahale olduğunu iddia ediyor.
Araştırmanın bulguları, alkol tüketimine dair uzun süredir savunulan "J eğrisi" hipotezini çürütüyor. J eğrisi, düşük miktarda alkolün kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğunu, yüksek miktarda ise zararlı olduğunu öne sürüyordu. Oysa yeni çalışma, bu etkinin aslında çalışma metodolojisindeki yanlılıklardan kaynaklandığını ortaya koydu. Daha önce yapılan araştırmalarda alkolü bırakan sağlıksız bireylerin "alkol içmeyen" gruba dahil edilmesi, sonuçları çarpıtmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD sağlık politikalarını değil, dünya genelinde alkol tüketimine yönelik düzenlemeleri de etkileyebilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2023 yılında yayımladığı raporda, "güvenli alkol tüketimi seviyesi" olmadığını belirtmişti. Ancak ABD gibi büyük bir ekonominin bu yönde adım atması, küresel sağlık normlarını değiştirebilir. Alkollü içecek endüstrisi, düşük miktarda alkolün faydalı olduğu tezini yıllarca savundu ve bu tez birçok ülkede halk sağlığı politikalarına yansıdı. Araştırmanın engellenmesi, bilimsel sürecin siyasi etkilerle nasıl kesişebileceğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Kanada ve İngiltere'de de benzer tartışmalar yaşanırken, bu ülkelerin sağlık otoriteleri alkol tüketimine dair kılavuzlarını güncellemiş durumda.
Öte yandan, bilim camiası bu engellemeyi bilimsel özerkliğe bir saldırı olarak değerlendiriyor. Araştırmacılar, bulguların yayımlanması halinde alkol endüstrisinin milyarlarca dolarlık çıkarlarının zedeleneceğini, bu nedenle yönetimin baskı altında kalmış olabileceğini öne sürüyor. Trump yönetimi ise iddiaları reddediyor ve araştırmanın metodolojisinde sorunlar olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de alkol tüketimi, dünya ortalamasının altında olmakla birlikte, son yıllarda artış eğilimi göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, kişi başına düşen saf alkol miktarı 2020'de 1,3 litre iken 2023'te 1,6 litreye yükseldi. ABD'de yaşanan bu gelişme, Türkiye'deki sağlık politikaları açısından da yakından izlenmelidir. Sağlık Bakanlığı'nın alkol tüketimine yönelik farkındalık kampanyaları ve düzenlemeleri, bilimsel veriler ışığında şekillenmektedir. Ancak bu tür araştırmaların siyasi müdahaleyle engellenmesi, Türkiye'de de bilimsel sürecin bağımsızlığına gölge düşürebilecek riskleri akla getirmektedir. Küresel sağlık normlarındaki değişim, Türkiye'nin alkol politikalarını da etkileyebilir; özellikle genç nüfus arasında artan alkol tüketimi, halk sağlığı açısından önlem alınmasını gerektirmektedir.