Belçika merkezli Hind Rajab Vakfı, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir hakkında ABD Adalet Bakanlığı'na resmî bir şikâyette bulundu. Vakıf, ultra sağcı bakanın Filistinlilere ve aralarında ABD vatandaşlarının da bulunduğu sivil kişilere karşı savaş suçu işlediğini öne sürüyor. Başvuruda, Ben-Gvir'in bilfiil iştirak ettiği veya emrini verdiği iddia edilen eylemlerin uluslararası hukuku ihlal ettiği belirtiliyor. Vakfın açıklamasında, bu girişimin Filistinli mağdurlar için adalet arayışının bir parçası olduğu ve ABD'nin uluslararası suçlarla mücadele yükümlülüğüne dayandığı ifade edildi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı habere göre, şikâyet dilekçesinde Ben-Gvir'in 7 Ekim 2023 sonrası Gazze'deki saldırılarda ve işgal altındaki Batı Şeria'da sivillere yönelik şiddet eylemlerinde rol oynadığı iddia ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hind Rajab Vakfı, adını 2015 yılında İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinli kız çocuğundan alan, bağımsız bir insan hakları örgütü. Vakıf, daha önce de İsrailli yetkililer hakkında çeşitli uluslararası mahkemelere başvurularda bulunmuştu. Bu kez hedefte, İsrail siyasetinin en tartışmalı isimlerinden biri olan Itamar Ben-Gvir var. Ben-Gvir, daha önce Yahudi terör örgütü üyeliğinden hüküm giymiş, ırkçı söylemleri ve provokatif eylemleriyle tanınan bir figür. Ulusal Güvenlik Bakanı olarak, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetini teşvik etmek ve Filistinlilere yönelik sert tedbirleri savunmakla suçlanıyor. Şikâyet dilekçesinde, Ben-Gvir'in 2023 sonundan bu yana Gazze'deki askerî operasyonlarda savaş hukukunu ihlal eden emirler verdiği, sivil altyapıyı hedef aldığı ve orantısız güç kullanımını teşvik ettiği iddia ediliyor. Ayrıca, Batı Şeria'daki yerleşimci saldırılarında doğrudan rol oynadığı ve Filistinli ABD vatandaşlarına yönelik keyfî gözaltı ve kötü muamele emri verdiği öne sürülüyor. Vakıf, bu iddiaları desteklemek için görgü tanığı ifadeleri, uydu görüntüleri ve sosyal medya paylaşımlarına atıfta bulunuyor.
Bu gelişme, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Gazze'deki savaş suçları soruşturması ve Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail aleyhine açtığı soykırım davasıyla eş zamanlı olarak uluslararası kamuoyunun İsrail'in eylemlerine yönelik baskısını artırıyor. Ben-Gvir hakkındaki şikâyet, savaş suçlarının evrensellik ilkesi kapsamında, yani işlendiği ülke veya failin uyruğu dışındaki ülkelerde de yargılanabilmesini sağlamayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şikâyetin ABD Adalet Bakanlığı'na yapılmış olması, Ankara-Washington hattında da yankı buluyor. ABD, İsrail'in en önemli müttefiki olarak, daha önce UCM'nin İsrailli yetkililer hakkındaki soruşturmalarına karşı çıkmış ve yaptırım uygulamıştı. Ancak son dönemde Biden yönetiminin Gazze'deki sivil kayıplar ve insanî kriz nedeniyle İsrail'e yönelik eleştirileri arttı. Bu şikâyet, ABD'nin kendi vatandaşlarının zarar gördüğü iddialarını ciddiye alması durumunda, iki ülke arasında yeni bir diplomatik gerilime yol açabilir. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de Gazze'deki savaş suçu iddialarını soruşturma çağrılarını yineliyor. Hind Rajab Vakfı'nın girişimi, sivil toplum kuruluşlarının uluslararası hukuku harekete geçirme çabalarının bir örneği olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, şikâyetin doğrudan bir yargısal sonuç doğurmasının zor olduğunu, ancak siyasi baskı oluşturarak İsrail'in uluslararası alandaki meşruiyetini zedeleme potansiyeli taşıdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim sonrası İsrail'in Gazze'deki saldırılarını sert bir dille eleştirmiş, savaş suçlarının soruşturulması çağrısında bulunmuştu. Bu şikâyet, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği siyasi desteği uluslararası hukuk zemininde pekiştiren bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ankara, benzer şekilde UAD'deki soykırım davasına müdahil olma kararı almıştı. Ben-Gvir gibi radikal bir ismin yargı önüne çıkarılması yönündeki çabalar, Türkiye'nin bölgede adalet ve insan hakları vurgusunu güçlendiriyor. Ayrıca, ABD Adalet Bakanlığı'nın süreci nasıl yöneteceği, Türkiye-ABD ilişkilerinde İsrail politikaları üzerinden yaşanan görüş ayrılıklarında yeni bir tartışma konusu oluşturabilir.