Ortadoğu'da gerilim yeni bir zirveye ulaştı. İran, Pazar günü Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları düzenledi. Tahran yönetimi ayrıca ABD ile yürüttüğü müzakereleri tamamen durdurma tehdidinde bulundu. Bu gelişmeler yaşanırken, İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasındaki şiddet olayları da hızla tırmanıyor. Bölge, son yılların en ciddi krizlerinden birine sürükleniyor.
Gelişmenin arka planı
İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’e yönelik saldırıları, Tahran’ın ABD’nin bölgedeki askeri varlığına doğrudan bir yanıt olarak değerlendiriliyor. İran Devrim Muhafızları, söz konusu saldırıların ABD'nin Körfez'deki üslerine yönelik bir uyarı niteliği taşıdığını açıkladı. Bahreyn ve Kuveyt, uzun süredir ABD donanmasının önemli üslerine ev sahipliği yapıyor. Tahran yönetimi, daha önce de bu ülkeleri ABD’nin bölgedeki “vekilleri” olarak nitelendirmişti. Aynı gün içinde İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, nükleer müzakereler de dahil olmak üzere ABD ile tüm diplomatik kanalların kapatılabileceği sinyali verildi. Açıklamada, ABD’nin son dönemde İran'a yönelik yaptırımları artırması ve bölgedeki askeri yığınağı gerekçe gösterildi.
Öte yandan İsrail-Hizbullah cephesinde durum kontrolden çıkma noktasına geldi. İsrail Savunma Kuvvetleri, kuzey sınırında Hizbullah militanlarıyla şiddetli çatışmalar yaşandığını duyurdu. Hizbullah ise İsrail mevzilerine roket ve füze saldırıları düzenlediğini açıkladı. Lübnan’ın güneyinde sivil yerleşim yerlerinin de hedef alındığı bildiriliyor. Çatışmalarda şu ana kadar çok sayıda sivil ve askerin hayatını kaybettiği belirtiliyor. BM Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, taraflara itidal çağrısı yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişmeler, Ortadoğu’yu yeni bir bölgesel savaşın eşiğine getirmiş durumda. İran'ın ABD ile müzakereleri askıya alma tehdidi, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması umutlarını da büyük ölçüde zedeledi. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İran’ın saldırıları kınanırken, “müzakerelerin sürmesi için diplomasiye şans verilmesi gerektiği” vurgulandı. Ancak Tahran yönetimi, ABD’nin bölgedeki saldırgan tutumunu değiştirmediği sürece masaya dönmeyeceklerini belirtiyor.
İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, İran destekli milislerin bölgedeki faaliyetlerini de artırdı. Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Körfez ülkeleri, İran’ın saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini devreye sokarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'den ek askeri destek talep etti. Rusya ve Çin ise tarafları itidale çağıran ortak bir açıklama yayımladı. Küresel petrol piyasaları bu gelişmelerle sarsılırken, ham petrol fiyatları yüzde 8'in üzerinde yükseldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ortadoğu’daki bu kriz, Türkiye’yi güvenlik ve enerji arzı açılarından doğrudan etkiliyor. İran ile ABD arasındaki gerilim, Türkiye’nin İran’la ticaret ve enerji ithalatını zorlaştırabilir. Ayrıca İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Suriye’deki İran varlığını da tetikleyerek Türkiye’nin kuzey komşularında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir. Türkiye, bölgede arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışsa da, tarafların kutuplaşması Ankara’nın manevra alanını daraltıyor. Soğuk Savaş sonrası en ciddi Ortadoğu krizlerinden biriyle karşı karşıyayız.