İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde düzenlediği saldırılarda üç Filistinliyi hayatını kaybettirdi. Saldırılar, özellikle yerinden edilmiş sivillerin barındığı çadır kamplarını hedef alırken, Batı Şeria'da da Mescid-i Aksa'da ibadetçilere yönelik kısıtlamalar ve El-Halil'deki İbrahim Camii'nde ezan yasağı uygulanıyor.
Gazze'de Çadır Kamplarına Saldırılar
İsrail güçleri, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus ve Refah bölgelerinde yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı çadır kamplarına havadan ve karadan saldırılar düzenledi. Saldırılarda üç Filistinli hayatını kaybederken, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca kişi yaralandı. Sağlık kaynakları, ölenlerin kimliklerinin tespit edilmeye çalışıldığını belirtti.
İsrail ordusu, saldırıların "Hamas militanlarının bulunduğu bölgelere yönelik" olduğunu savunurken, bölgedeki sivillerin hedef alınmadığını iddia etti. Ancak Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, saldırıların orantısız güç kullanımı ve uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini belirterek kınadı. Çadır kamplarında barınan yüz binlerce Filistinli, temel ihtiyaç maddelerine erişimde büyük sıkıntı çekiyor.
Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı, saldırılarda ölenlerin sayısının 7 Ekim 2023'ten bu yana 41 bini aştığını, yaralı sayısının ise 95 binin üzerinde olduğunu duyurdu. Bakanlık, uluslararası toplumu İsrail'e yönelik baskıyı artırmaya çağırdı.
Kudüs ve El-Halil'deki Kısıtlamalar
Batı Şeria'da ise İsrail güçleri, Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya girmek isteyen Filistinli ibadetçilere yönelik yaş sınırlaması ve özel izin uygulamasını sürdürüyor. Özellikle Cuma namazı öncesinde bölgeye girişlerde yoğun güvenlik aramaları yapılırken, birçok Filistinli ibadetçiye izin verilmiyor. İsrail polisi, uygulamanın "güvenlik gerekçeleriyle" yapıldığını öne sürüyor.
El-Halil'deki İbrahim Camii'nde ise İsrail yönetimi, Müslümanların ezan okumasını yasaklayan bir karar aldı. Cami, Müslümanlar ve Yahudiler tarafından ortak kullanılan bir mekân olmasına rağmen, İsrail makamları son dönemde Müslüman ibadetçilere yönelik kısıtlamaları artırdı. Filistin Yönetimi ve İslam İşbirliği Teşkilatı, bu kararı "dini özgürlüklerin ihlali" olarak nitelendirerek kınadı.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Gelişmeler, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Mısır ve Ürdün, İsrail'in saldırılarını kınayarak, iki devletli çözüm çağrısını yineledi. Suudi Arabistan, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. Avrupa Birliği ise orantısız güç kullanımından duyduğu endişeyi ifade etti.
Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail'in Gazze'deki saldırılarının ve Batı Şeria'daki kısıtlamaların "apartheid" rejiminin bir parçası olduğunu söyledi. ABD yönetimi ise İsrail'in kendini savunma hakkını tanırken, sivil kayıpların azaltılması yönünde çağrıda bulundu. Ancak Washington'un somut bir adım atmaması, eleştirilerin odağındaki bir diğer unsur.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki eylemlerini uzun süredir sert bir dille eleştiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i "devlet terörü" uygulamakla suçlayarak, Filistin davasını uluslararası platformlarda gündeme taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde Filistin yanlısı duruşunu güçlendirebilir ancak İsrail ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerin tamamen kopması beklenmiyor. Enerji ve savunma alanındaki olası işbirlikleri, Ankara'nın pragmatik çizgisini korumasını gerektiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail'e yönelik yaptırım çağrıları, Batı ile ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açma potansiyeli taşıyor.