Gazze Şeridi'nde devam eden çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yüz binlerce Filistinli, geçici kamplarda giderek kötüleşen yaşam koşullarıyla mücadele ediyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) tarafından yapılan açıklamalara göre, kamplarda fare istilası alarm verici boyutlara ulaşırken, kanalizasyon suları ve çöp yığınları bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden oluyor. Yerinden edilmiş aileler, temel sanitasyon hizmetlerinden yoksun bir şekilde çadırlarda yaşamaya çalışırken, özellikle çocuklar ve yaşlılar salgın hastalıklar karşısında savunmasız durumda.
Kamplardaki insani kriz derinleşiyor
Gazze'nin güneyindeki Refah ve Han Yunus bölgelerinde kurulan geçici kamplarda, nüfus yoğunluğu her geçen gün artıyor. İsrail'in kara harekatından kaçan aileler, dar alanlarda onlarca kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, kamplarda hepatit A, kolera ve deri enfeksiyonları vakaları hızla yükseliyor. Temiz içme suyuna erişimin neredeyse imkansız olduğu bölgelerde, çocuklar arasında ishal vakaları yaygınlaşmış durumda. UNRWA yetkilileri, milyonlarca litre atık suyun arıtılamadan tahliye edilmesi sonucu ortaya çıkan koku ve haşere sorununun, sağlık krizini daha da derinleştirdiğini belirtiyor. Kamplardaki çadırların birçoğu, kış koşullarına dayanıksız malzemelerden yapılırken, yağışlarla birlikte çamur ve sel suları hijyen koşullarını daha da kötüleştiriyor.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze'de yerinden edilmiş yaklaşık 1,9 milyon kişinin acil yardıma ihtiyaç duyduğunu rapor ediyor. Yardım kuruluşları, bölgeye gıda ve tıbbi malzeme sevkiyatını sürdürse de, güvenlik endişeleri ve sınır geçişlerindeki kısıtlamalar yardımların yetersiz kalmasına yol açıyor. Kamplarda yaşayan aileler, özellikle bebek mamaları ve temel ilaçlar gibi hayati malzemelere erişimde güçlük çekiyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, ailelerin çadırların önünde yemek kuyruğunda beklediği ve çocukların atıklar arasında oynadığı anlar dikkat çekiyor.
Uluslararası toplumdan tepkiler
Kamplardaki insani felaket, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu İsrail'e ateşkes çağrısı yapıyor. Avrupa Birliği, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için ateşkes talep ederken, ABD Dışişleri Bakanlığı sivil kayıpların önlenmesi için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Mısır ve Katar, arabuluculuk çabalarını sürdürürken, krizin bölgesel bir savaşa dönüşme riski giderek artıyor. İsrail yönetimi ise Hamas'ın askeri altyapısını hedef aldığını ve sivil kayıplardan Hamas'ı sorumlu tuttuğunu savunuyor. Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil oturum talepleri sonuçsuz kalırken, insani kriz her geçen gün daha da derinleşiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, başta UNRWA olmak üzere uluslararası kuruluşlar aracılığıyla bölgeye yardım göndermeye devam ederken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ateşkes çağrıları ve İsrail'e yönelik sert eleştirileri Ankara'nın pozisyonunu netleştiriyor. Bu kriz, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki insani diplomasi rolünü pekiştirirken, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlığın Türkiye'nin güvenliğine olası yansımaları konusunda endişelere yol açıyor. Türk ekonomisi üzerinde doğrudan bir etki beklenmemekle birlikte, enerji fiyatlarındaki olası dalgalanmalar ve bölgesel ticaret yollarındaki aksamalar krizin derinleşmesi durumunda yakından izlenmeli.