Gazze'deki en büyük sağlık tesislerinden biri olan Kemal Advan Hastanesi'nin başhekimi Dr. Hussam Ebu Safiya, İsrail güçleri tarafından Aralık 2023'te kaçırıldı. O tarihten bu yana, İsrail'in askeri gözaltı tesislerinde tutulan doktor, fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalıyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, Dr. Ebu Safiya'nın sağlık durumunun kritik olduğunu ve Batılı ülkelerin acilen müdahale etmemesi halinde hayatını kaybedebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, savaş bölgelerinde sağlık çalışanlarının korunmasına ilişkin uluslararası hukukun ciddi şekilde ihlal edildiğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Dr. Hussam Ebu Safiya, Gazze'deki sağlık sisteminin bel kemiği olarak kabul ediliyor. Kemal Advan Hastanesi, savaş nedeniyle sürekli hedef alınan ve çalışması engellenmeye çalışılan bir tesisti. Hastane, İsrail'in ablukası altında ilaç, tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı çekerken, doktor ve sağlık personeli büyük bir özveriyle çalışıyordu. Dr. Ebu Safiya, hastanenin ayakta kalması için uluslararası topluma defalarca çağrıda bulunmuş, ancak Batılı ülkelerden somut bir yanıt alamamıştı. Onun kaçırılması, İsrail'in sağlık sistemini çökertme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İsrail ordusu, hastaneyi Aralık 2023'te bastı ve Dr. Ebu Safiya dahil yüzlerce personeli ve hastayı gözaltına aldı. O tarihten bu yana doktor, İsrail'in Sde Teiman askeri üssünde tutuluyor. Tanıklara göre, Dr. Ebu Safiya sorgulamalar sırasında ağır işkenceye maruz kalıyor; uykusuz bırakılıyor, dövülüyor ve elektrik şoku veriliyor. Ayrıca, tıbbi yardım alması da engelleniyor. İsrail, bu iddiaları reddederken, doktor hakkında resmi bir suçlama da yapmadı.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Dünya Sağlık Örgütü, Dr. Ebu Safiya'ya erişim talep etse de İsrail bu talepleri geri çevirdi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, doktorun serbest bırakılması çağrısı yaparken, Batılı ülkelerden gelen tepkiler oldukça sınırlı kaldı. ABD ve Avrupa Birliği'nin sessizliği, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Dr. Ebu Safiya'nın durumu, sadece bir insan hakları ihlali değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ciddi şekilde test edildiği bir vakadır. Cenevre Sözleşmeleri, savaş zamanında sağlık personelinin korunmasını garanti altına alır. Ancak İsrail'in bu kuralları sistematik olarak ihlal ettiği görülüyor. Bu durum, Orta Doğu'da devam eden çatışmalarda sağlık çalışanlarının hedef alınmasının önünü açıyor ve bölgedeki insani krizi derinleştiriyor.
Batılı ülkelerin sessizliği, özellikle ABD'nin İsrail'e verdiği askeri ve siyasi destek, uluslararası hukukun uygulanabilirliğini sorgulatıyor. Eğer Dr. Ebu Safiya öldürülürse, bu sadece bir doktorun kaybı olmayacak; aynı zamanda uluslararası toplumun savaş suçları karşısındaki zafiyetini de gözler önüne serecek. Bu nedenle, Avrupa ülkelerinin ve ABD'nin İsrail'e yönelik baskıyı artırması, doktorun serbest bırakılması için diplomatik girişimlerde bulunması kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize yönelik aktif bir diplomatik rol üstleniyor. Dr. Ebu Safiya'nın durumu, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini haklı çıkarırken, Ankara'nın uluslararası platformlarda bu konuyu gündeme getirmesini gerektiriyor. Türkiye'nin sağlık diplomasisi ve insani yardım geleneği düşünüldüğünde, doktorun serbest bırakılması için BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde girişimlerde bulunması beklenebilir. Ayrıca, bu vaka Türkiye'nin uluslararası hukuka bağlılığını vurgulaması ve bölgesel bir güç olarak insan hakları savunuculuğu yapması açısından bir fırsat sunuyor. Eğer Batılı ülkeler hareketsiz kalırsa, Türkiye'nin bu boşluğu doldurarak küresel kamuoyunda daha fazla söz sahibi olması mümkün.