Basra Körfezi ülkeleri, İran'ın artan insansız hava aracı (İHA) tehdidi karşısında savunma sistemlerini güçlendirmeye çalışırken, savaşın yükü altındaki Ukrayna ise acil finansman arayışında. Bu iki coğrafya arasında, karşılıklı ihtiyaçlara dayalı stratejik bir ittifak şekilleniyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar, hem İran'ın potansiyel saldırılarına karşı kendilerini korumak hem de savaş sonrası Ukrayna'nın yeniden inşasında rol almak istiyor. Kiev ise, Batı yardımlarının yavaşlamasıyla birlikte, alternatif fon kaynaklarına yöneliyor. Uzmanlara göre, bu ortaklık her iki taraf için de hayati önem taşıyor.
Savunma alanında yeni bir iş birliği
Ukrayna, savaş boyunca geliştirdiği İHA savunma teknolojileri ve drone karşıtı sistemlerle tanınır hale geldi. Özellikle Rus insansız hava araçlarına karşı etkili olduğu kanıtlanan Ukrayna yapımı elektronik harp sistemleri, Körfez ülkelerinin ilgisini çekiyor. İran'ın Husilere sağladığı kamikaze dronelar ve Şahin-136 tipi İHA'lar, Suudi Arabistan ve BAE'nin petrol tesislerini hedef aldı. Bu nedenle, Abu Dabi ve Riyad, Ukrayna'dan hazır savunma çözümleri almayı ve ortak üretim tesisleri kurmayı değerlendiriyor.
UAE Savunma Bakanlığı yetkilileri, Ukrayna savunma sanayi şirketleriyle temas halinde olduklarını doğrularken, Suudi Arabistan'ın da benzer görüşmeler yürüttüğü bildiriliyor. Ukrayna ise karşılığında, Körfez ülkelerinin sağlayacağı mali desteğe ve savaş sonrası altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyuyor. Kiev yönetimi, yeniden yapılanma için 500 milyar dolardan fazla bir kaynak gerektiğini hesaplıyor ve bu fonun önemli bir kısmını Körfez'den çekmeyi umuyor.
Öte yandan, bu iş birliği sadece askeri alanla sınırlı değil. Ukrayna tarım ürünleri ihracatını artırmak ve enerji sektöründe Körfez yatırımlarını çekmek istiyor. BAE ve Katar, savaşın başından bu yana Ukrayna'ya insani yardım gönderirken, Suudi Arabistan da Kiev'i ziyaret eden üst düzey heyetlerle ekonomik bağları güçlendirmeye çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir eksen mi?
Körfez ülkelerinin Ukrayna'ya yönelmesi, sadece İran tehdidine karşı bir savunma hamlesi değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinde bir manevra olarak görülüyor. Suudi Arabistan ve BAE, Çin ve Rusya ile ilişkilerini çeşitlendirirken, Batı'yla da bağlarını korumak istiyor. Ukrayna ile kurulacak bir ittifak, bu ülkelere hem NATO ülkeleriyle daha yakın ilişki kurma fırsatı verecek hem de enerji ticaretinde alternatif rotalar yaratacak.
Ancak bu iş birliği risklerden de yoksun değil. Rusya, Körfez ülkelerinin Ukrayna'ya askeri destek vermesini engellemek için diplomatik baskı yapıyor. Moskova, OPEC+ içindeki iş birliğini kullanarak Suudi Arabistan'ı etkilemeye çalışıyor. Ayrıca, İran'ın bu yakınlaşmaya tepkisi de Körfez ülkeleri için bir güvenlik sorunu oluşturabilir. Yine de, uzmanlara göre, Körfez monarşileri uzun vadede İran'a karşı caydırıcılığı artırmak ve ekonomilerini çeşitlendirmek için Ukrayna ile ilişkileri derinleştirmeye kararlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Ukrayna hem de Körfez ülkeleriyle güçlü bağlara sahip. Ankara'nın Ukrayna'ya sağladığı Bayraktar TB2'ler ve insansız hava araçları, savaşın seyrinde önemli rol oynadı. Türkiye aynı zamanda Körfez ülkelerine de İHA satışı yapıyor ve savunma sanayi iş birliği yürütüyor. Bu yeni ittifak, Türkiye'nin bölgedeki savunma pazarı payını koruması açısından rekabetçi bir baskı oluşturabilir. Öte yandan, Türkiye, Ukrayna ve Körfez ülkeleri arasındaki enerji ve lojistik köprülerinde doğal bir aktör konumunda. Ankara'nın, bu süreçte hem Kiev hem de Körfez ülkeleriyle dengeli bir politika izlemesi, Türk dış politikası için hem fırsat hem de sınamalar barındırıyor.