Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında varılan ateşkesin bir gün içinde çöküşüne çaresiz tanıklık ediyor. Beklenenin aksine kırılgan olan ateşkes, tarafların karşılıklı ihlalleriyle hızla rafa kalktı. Bu durum, özellikle önümüzdeki aylarda seçimlere gidecek olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için ciddi bir siyasi sorun teşkil ediyor. Zira güçlü bir Hizbullah, Netanyahu'nun seçim vaatlerini ve güvenlik politikalarını baltalıyor.
Ateşkesin kısa ömrü: ihlaller ve tırmanma
Bir gün önce diplomatik çabalarla sağlanan ateşkes, daha ilk saatlerinde karşılıklı ihlallerle sarsıldı. İsrail güçlerinin güney Lübnan'da belirlenen tampon bölgeye yönelik hava saldırıları düzenlediği bildirilirken, Hizbullah da roket atışlarıyla yanıt verdi. Bu gelişmeler üzerine ateşkes resmen çökmüş oldu.
Lübnan hükümeti, ateşkesin sürdürülebilmesi için uluslararası topluma çağrıda bulunsa da, sahadaki gerçeklik çatışmanın yeniden alevlendiğini gösteriyor. Sivil kayıpların arttığı bölgede insani durum her geçen saat daha da kötüleşiyor.
Bölgesel boyut: Hizbullah'ın gücü ve İsrail'in seçim hesabı
Hizbullah'ın savaşma kabiliyetini koruması, Netanyahu hükümeti için büyük bir darbe. İsrail Başbakanı, güvenlik konusunda sert söylemlerle seçmenin oyunu almayı hedeflerken, Hizbullah'ın direnci bu stratejiyi zora sokuyor. Öte yandan, İran destekli Hizbullah'ın ateşkesi bir günde çözecek kadar güçlü olması, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Analistlere göre, bu durum yalnızca İsrail-Lübnan sınırını değil, Suriye ve İran'ı da içine alan daha geniş bir cepheyi etkileyebilir. Ateşkesin çökmesi, bölgede yeni bir çatışma dalgasının habercisi olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki dengeleri açısından kritiktir. Türkiye, bölgede istikrarı desteklerken, çatışmanın tırmanması mülteci akınlarına ve enerji güvenliğine tehdit oluşturabilir. Hizbullah'ın güçlü kalması, Türkiye'nin Suriye politikasını da etkileyebilir; zira Türkiye, İran ve Hizbullah'ın Suriye'deki varlığını yakından izlemektedir. Ankara'nın, diplomatik girişimlerle tansiyonun düşürülmesi için aktif rol alması beklenir.