Ünlü yönetmen Roman Polanski ve eski İngiltere İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, İsrail ordusunda görev yapmış İngiliz vatandaşlarının takip edilmesi ve olası savaş suçları nedeniyle yargılanması için başlatılan uluslararası kampanyaya katıldı. Middle East Eye'ın haberine göre, kampanya kapsamında İsrail ordusunda görev yapmış kişilerin kimliklerinin tespit edilmesi, seyahatlerinin izlenmesi ve uluslararası hukuk çerçevesinde sorumlu tutulmaları hedefleniyor. Polanski ve Corbyn, insan hakları örgütleri ve Filistin yanlısı gruplarla birlikte, bu kişilerin işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı adalet önüne çıkarılmaları gerektiğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Kampanya, İsrail'in Filistin topraklarında işlediği iddia edilen savaş suçlarını araştıran uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından yürütülüyor. Bu kuruluşlar, İsrail ordusunda görev yapmış kişilerin, özellikle Batı Şeria ve Gazze'deki operasyonlarda sivil kayıplara neden olduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini öne sürüyor. Polanski ve Corbyn gibi önemli isimlerin desteği, kampanyanın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Polanski, kendisi de geçmişte hukuki sorunlar yaşamış bir figür olarak, adalet ve hesap verebilirliğin önemine vurgu yapıyor. Corbyn ise uzun süredir Filistin davasının savunucusu olarak biliniyor.
Kampanya kapsamında, İsrail ordusunda görev yapmış İngiliz vatandaşlarının listesi oluşturulmaya çalışılıyor. Bu kişilerin, seyahatleri sırasında tutuklanmaları ve yargılanmaları için uluslararası işbirliği çağrısı yapılıyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, savaş suçlarıyla ilgili evrensel yargı yetkisini kullanarak bu kişileri yargılayabilecek durumda. İsrail hükümeti ise kampanyayı 'antisemitik' ve 'siyasi amaçlı' olarak nitelendirerek reddediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu kampanya, İsrail-Filistin çatışmasının uluslararası hukuk boyutunu bir kez daha gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) gibi kurumlar, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki eylemlerini savaş suçu olarak değerlendirebiliyor. Ancak İsrail, bu kurumların yargı yetkisini tanımıyor ve ABD gibi müttefikleri tarafından destekleniyor. Kampanyanın başarıya ulaşması halinde, İsrail ordusunda görev yapmış kişilerin uluslararası seyahatleri risk altına girecek ve bu durum İsrail'in uluslararası alandaki itibarını zedeleyebilir.
Öte yandan, bu tür kampanyalar geçmişte de denenmiş ancak sınırlı başarı elde etmişti. 2009 Gazze Savaşı'nın ardından, İsrail ordusunda görev yapmış bazı subaylar hakkında Birleşik Krallık'ta tutuklama emri çıkarılmış, ancak diplomatik baskılar sonucu bu emirler iptal edilmişti. Şimdi ise Polanski ve Corbyn gibi isimlerin desteğiyle kampanyanın daha güçlü bir şekilde ilerlemesi bekleniyor. Bölgesel olarak, İran ve diğer Arap ülkeleri, bu tür girişimleri Filistin davasına destek olarak memnuniyetle karşılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destek ve İsrail'in politikalarını eleştiren duruşuyla biliniyor. Bu kampanya, Türkiye'nin de uluslararası platformlarda sıkça dile getirdiği savaş suçlarının cezalandırılması talebiyle örtüşüyor. Türkiye, İsrail'in Filistin topraklarındaki eylemlerini kınamakta ve uluslararası hukukun üstünlüğünü savunmaktadır. Bu nedenle, Polanski ve Corbyn gibi isimlerin öncülüğündeki kampanya, Türkiye'nin dış politika söylemiyle uyumlu görünüyor. Ancak Türkiye'nin bu kampanyaya doğrudan bir katılımı veya desteği henüz bilinmiyor. Bölgesel olarak, kampanyanın Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini daha da germe potansiyeli bulunuyor. Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde adalet arayışını desteklerken, bu tür girişimlerin İsrail-Filistin barış sürecine etkisini de yakından takip ediyor.