Orta Doğu'da aylardır devam eden savaş, İran ile Körfez Arap ülkeleri arasındaki stratejik ilişkileri temelden değiştirdi. Bölgedeki kriz, Tahran ile Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri arasındaki karmaşık dengeleri yeniden şekillendirirken, taraflar arasında derin bir güven sorunu oluşmasına rağmen karşılıklı bağımlılık da belirginleşti.
Gelişmenin arka planı
Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas çatışmasının ardından bölge geneline yayılan gerilim, İran'ın Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi müttefiklerine verdiği destek nedeniyle Körfez ülkeleriyle doğrudan bir krize dönüştü. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'ın bölgedeki nüfuzunu dengelemek için uzun süredir diplomatik ve ekonomik adımlar atarken, son çatışma bu çabaları sekteye uğrattı.
Öte yandan İran, Körfez ülkelerinin ABD ile olan güvenlik iş birliğini kendisine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın ABD ile imzaladığı savunma anlaşmaları ve BAE'nin İsrail ile normalleşme süreci, Tahran'da endişe yaratıyor. Ancak aynı zamanda İran, Körfez ülkelerine enerji ihracatı ve ticaret konusunda bağımlı; Körfez ülkeleri de İran üzerinden geçen ticaret yolları ve bölgesel istikrar için Tahran'la iş birliğine ihtiyaç duyuyor.
Bölgesel boyut
Çatışma, İran ile Körfez ülkeleri arasındaki güven bunalımını derinleştirirken, aynı zamanda her iki tarafın da birbirine olan bağımlılığını ortaya koydu. Suudi Arabistan ve BAE, İran'ın bölgedeki milis güçlerine verdiği destek nedeniyle doğrudan tehdit altında hissediyor. Husilerin Yemen'deki saldırıları Suudi Arabistan'ın güney sınırlarını tehdit ederken, Hizbullah'ın Lübnan'daki varlığı İsrail ile olası bir savaşta Körfez ülkelerini de etkileyebilecek bir kriz potansiyeli taşıyor.
Buna karşın, İran ekonomisi yaptırımlar altında zor durumda ve Körfez ülkeleriyle ticaret, hayati öneme sahip. İran, Körfez ülkelerine doğal gaz ihraç ediyor ve bu ülkeler üzerinden uluslararası piyasalara erişiyor. Ayrıca, İran'ın dini ve kültürel etkisi Körfez'deki Şii nüfus üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Bu bağımlılık, iki tarafı da tamamen kopmaktan alıkoyuyor; ancak güven eksikliği, sürdürülebilir bir iş birliğinin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle tarihsel ve ekonomik bağlara sahip. İran'la enerji alanında iş birliği yaparken, Suudi Arabistan ve BAE ile de ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Bölgedeki bu güven bunalımı, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir; ancak doğrudan bir etki yaratması için tarafların Türkiye'ye duyduğu güvenin artması gerekiyor. Ayrıca, Körfez'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Türkiye, bu süreçte dengeli bir politika izleyerek hem İran hem de Körfez ülkeleriyle ilişkilerini korumaya çalışacak.