Birleşmiş Milletler bağımsız insan hakları uzmanları, İran ile varılan nükleer anlaşmanın ülke içindeki ciddi insan hakları ihlallerini gidermekte yetersiz kaldığını bildirdi. Uzmanlar, Tahran yönetiminin muhalifleri susturma, keyfi gözaltılar, işkence, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, kadınlara ve azınlıklara yönelik ayrımcılık gibi uygulamalarının sürdüğüne dikkat çekti. BM İnsan Hakları Konseyi'nin 47. oturumunda yayımlanan ortak açıklamada, "İran halkının geleceğini güvence altına aldığını iddia eden herhangi bir müzakerede İranlıların sesinin duyulması zorunludur" ifadelerine yer verildi. Uzmanlar, uluslararası toplumun İran'la yürüttüğü diplomatik süreçlerde insan hakları dosyasının da masada olması gerektiğini vurguladı.
Anlaşmanın kapsamı ve insan hakları
İran ile 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), Tahran'ın nükleer programını kısıtlama karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngörüyordu. Ancak anlaşma, İran'ın iç işlerine veya insan hakları siciline dair herhangi bir hüküm içermiyor. BM uzmanları, nükleer anlaşmanın yalnızca teknik ve güvenlik boyutunu ele aldığını, İran rejiminin sistematik olarak uyguladığı insan hakları ihlallerini görmezden geldiğini belirtiyor. Son yıllarda İran'da ifade özgürlüğüne yönelik baskılar artarken, başta Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan protestolar olmak üzere, hükümet karşıtı gösterilerde yüzlerce kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi gözaltına alındı. BM raporları, İran'da idam cezalarının rekor seviyelere ulaştığını, siyasi tutuklulara işkence yapıldığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de JCPOA'dan çekilmesi ve ardından uyguladığı "maksimum baskı" politikası, İran'ın ekonomisini ciddi şekilde etkiledi. Biden yönetimi anlaşmaya geri dönme çabalarına rağmen müzakerelerde insan haklarını önceliklendirmedi. BM uzmanlarına göre bu durum, İran yönetimine insan hakları ihlallerine devam etme konusunda cesaret veriyor. Bölgede İran'ın nükleer programı üzerine odaklanan uluslararası toplumun, insan hakları boyutunu ihmal etmesi, uzun vadede istikrarsızlığı körükleyebilir. İran'ın komşuları ve Batılı ülkeler, Tahran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetleri yakından izlerken, iç cephedeki baskıların dış politikaya etkileri de sıkça tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir sınırı paylaşan ve enerji ticaretinde önemli bir ortak olan bir ülke olarak Tahran'la dengeli ilişkiler yürütüyor. BM uzmanlarının bu uyarısı, İran'daki insan hakları durumunun bölgesel istikrara yansımaları açısından Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye, İran'ın iç baskılarının sınır güvenliği, göç ve terör gibi konularda yaratabileceği risklere karşı temkinli. Aynı zamanda, İran'a yönelik yaptırımların kalkması durumunda Türk şirketlerinin İran pazarındaki fırsatları artabilir. Ancak insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu ve insan haklarına verdiği önceliği de etkileyebilir. Ankara'nın, nükleer müzakerelerde insan haklarını da gündeme taşıması, hem bölgesel istikrar hem de insani değerler açısından stratejik bir yaklaşım olabilir.