Küresel iklim kampanya grubu 350.org, 2026 Birleşmiş Milletler iklim konferansı COP31'e ev sahipliği yapacak Avustralya ve Türkiye'yi, kömür kullanımını sürdürürken iklim zirvesine ev sahipliği yapmaları nedeniyle eleştirdi. Grup, her iki ülkeyi de kömürden çıkış tarihi açıklamaya ve fosil yakıtlardan arınma için ulusal yol haritaları yayımlamaya çağırdı. Avustralya ve Türkiye, COP31'in ev sahipliğini paylaşacak; ancak organizasyonun hangi ülkede yapılacağı henüz netleşmedi.
Eleştirinin arka planı: Kömür bağımlılığı ve iklim hedefleri
Avustralya, dünyanın en büyük kömür ihracatçılarından biri konumunda. Ülke, elektrik üretiminin önemli bir bölümünü kömürden karşılıyor ve kömür madenciliği ekonomide önemli bir yer tutuyor. Hükümet, 2050 net sıfır hedefi açıklamış olsa da kömürden çıkış için net bir takvim sunmuş değil. Geçtiğimiz yıl yapılan iklim zirvelerinde Avustralya'nın fosil yakıt sübvansiyonlarını azaltmadığı ve yeni kömür projelerine onay verdiği yönünde eleştiriler gündeme gelmişti.
Türkiye ise kömürü enerji portföyünün önemli bir parçası olarak görüyor. Ülke, yerli kömürü teşvik ederek enerji arz güvenliğini sağlamayı ve cari açığı azaltmayı hedefliyor. Türkiye'nin elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 30'un üzerinde. Ayrıca, 2053 net sıfır hedefi bulunsa da kömürden çıkış için somut bir tarih verilmiş değil. 350.org, bu tutumun COP31 ev sahipliğiyle çeliştiğini savunuyor.
350.org tarafından yapılan açıklamada, "İklim liderliği, fosil yakıtlardan çıkışta cesur adımlar atmakla ölçülür. Ev sahibi ülkelerin kömürü bırakma tarihi açıklamaması, müzakerelerin inandırıcılığını zedeliyor" denildi. Grup, ayrıca her iki ülkeye de yenilenebilir enerjiye geçiş için ulusal planlarını netleştirme çağrısı yaptı.
Küresel boyut: COP31'in önemi ve beklentiler
COP31, 2026 yılında yapılacak ve iklim krizine karşı mücadelede kritik bir dönemeç olarak görülüyor. 2023'te Dubai'de yapılan COP28'de ülkeler ilk kez fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda uzlaşmıştı. Ancak bu kararın uygulanması yetersiz kaldı; birçok ülke hâlâ yeni kömür, petrol ve gaz projelerine onay veriyor. COP31'de ülkelerin 2035 için yeni iklim hedeflerini (NDC) sunması bekleniyor. Bu hedeflerin 1.5 derece hedefiyle uyumlu olması gerekiyor.
Avustralya ve Türkiye'nin ev sahipliği, iklim müzakerelerinde coğrafi denge açısından önemli. Avustralya, Pasifik'te iklim değişikliğinden en çok etkilenen ada ülkelerine yakınlığıyla biliniyor. Türkiye ise Akdeniz havzasında iklim krizinden olumsuz etkilenen ve aynı zamanda fosil yakıt tüketimi yüksek bir ülke. Her iki ülkenin de ev sahipliği, kendi enerji politikalarını sorgulatıyor. 350.org gibi gruplar, bu ülkelerin iklim liderliği göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, bazı gözlemciler, ev sahibi ülkelerin kömürden çıkışta adım atmamasının, diğer ülkelerin de taahhütlerini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. İklim müzakerelerinde "örnek olma" ilkesi önem taşıyor. Avustralya ve Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacak zirvede, kömür karşıtı kampanyaların protestoları da bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin COP31 ev sahipliği, bir yandan uluslararası alanda görünürlüğünü artırırken, diğer yandan kömür politikaları nedeniyle eleştiri oklarının hedefi olmasına yol açıyor. Türkiye, enerji arz güvenliği ve ekonomik kaygılarla kömüre bağlı kalmayı sürdürüyor. Ancak, iklim diplomasisinde etkin olmak ve yeşil dönüşümü hızlandırmak için kömürden çıkışta somut adımlar atması gerekiyor. Bu durum, AB ile ilişkilerde ve yeşil mutabakat sürecinde Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Aksi halde, ev sahipliği uluslararası kamuoyunda itibar kaybına neden olabilir.
Küresel ölçekte ise, ev sahibi ülkelerin tutumu, iklim rejiminin geleceği açısından belirleyici olacak. 350.org'un çağrısı, sivil toplumun fosil yakıt karşıtı baskısını artırdığını gösteriyor. Türkiye gibi ülkelerin bu baskıyı dikkate alarak enerji politikalarını gözden geçirmesi, hem iklim hem de ekonomi için uzun vadede faydalı olabilir.