İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ülkesinin Lübnan ile vardığı ateşkes anlaşmasını sert bir dille eleştirerek hükümet içinde yeni bir krize yol açtı. Ben-Gvir, anlaşmayı “Hizbullah’a teslimiyet” olarak nitelendirirken, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu güvenlik politikalarında zafiyetle suçladı. Bu açıklamalar, İsrail’deki koalisyon hükümetinin kırılgan yapısını bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin arka planı
İsrail ve Lübnan arasında, ABD ve Fransa’nın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda varılan ateşkes anlaşması, taraflar arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığını çözmeyi hedefliyor. Anlaşma, Kariş gaz sahası üzerindeki egemenlik tartışmalarını geçici olarak dondururken, İsrail’in kuzey sınırında istikrarı sağlamayı amaçlıyor. Ancak Ben-Gvir ve diğer aşırı sağcı koalisyon ortakları, anlaşmayı İsrail’in güvenlik çıkarlarına ihanet olarak görüyor.
Ben-Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu anlaşma, Hizbullah’a meşruiyet kazandırmaktan başka bir işe yaramaz. Netanyahu, terör örgütlerine boyun eğerek İsrail’in caydırıcılığını zedelemiştir” ifadelerini kullandı. Ayrıca, anlaşmanın İsrail’in kuzeyindeki yerleşimcileri tehlikeye attığını ve Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın askeri varlığını pekiştireceğini savundu.
Bölgesel veya küresel boyut
Ben-Gvir’in çıkışı, sadece İsrail iç siyasetinde değil, bölgesel dengelerde de yankı buldu. Lübnan yönetimi, anlaşmaya bağlılığını yinelerken, Hizbullah ise anlaşmayı “bir zafer” olarak selamladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, anlaşmayı “bölgesel istikrara katkı” olarak değerlendirirken, İsrail’deki aşırı sağın tepkilerini “endişeyle izlediğini” bildirdi.
Uzmanlar, Ben-Gvir’in bu çıkışının, Netanyahu koalisyon hükümetinin geleceğini tehdit edebileceğini belirtiyor. Zira hükümet, hem merkez sağ hem de aşırı sağ partilerden oluşan heterojen bir yapıya sahip. Ben-Gvir’in partisi Yahudi Gücü’nün hükümetten çekilmesi, Netanyahu’nun parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesine yol açabilir. Bu durum, İsrail’de erken seçim ihtimalini gündeme getiriyor.
Analistler ayrıca, anlaşmanın İsrail’in Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarını da etkileyebileceğini vurguluyor. Kariş sahasındaki doğal gaz arama çalışmaları, anlaşma sayesinde kesintisiz devam ederken, bölgedeki Türkiye, Yunanistan ve Mısır gibi aktörlerin de bu gelişmeyi yakından takip ettiği biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan ateşkes anlaşması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik çıkarlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Türkiye, bölgedeki enerji kaynaklarının adil paylaşımı konusunda hassasiyetini korurken, anlaşmanın Kıbrıs ve Yunanistan ile yaşanan deniz yetki alanı ihtilaflarında emsal teşkil etme potansiyeli bulunuyor. Ankara, İsrail’in iç siyasi çalkantılarının bölgesel istikrarı bozabileceği endişesini taşıyor. Ayrıca, Ben-Gvir gibi aşırı sağcı figürlerin yükselişi, Türkiye’nin Filistin meselesine yönelik hassasiyetini artırırken, bölgedeki tansiyonun yüksek kalmasına neden oluyor. Türkiye, hem İsrail hem de Lübnan ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, anlaşmanın uygulanmasını yakından izleyecek.