ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonlarda 'birden çok hedefin' vurulduğunu açıklarken, Washington'un artık makul davranamayacağı ve 'askeri olarak işi bitirmek' zorunda kalabileceği uyarısında bulundu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, operasyonun İran'ın bölgedeki milis güçlerine ve balistik füze programına yönelik olduğu belirtilirken, Trump'ın Tahran yönetimine 'son bir şans' tanıdığı ifade edildi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), operasyon kapsamında İran'ın Suriye ve Irak'taki vekil güçlerine ait lojistik merkezler, silah depoları ve komuta kontrol tesislerinin hedef alındığını duyurdu. İlk belirlemelere göre, saldırılarda İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü unsurlarının ağır kayıp verdiği bildiriliyor.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'İran'a yönelik askeri toleransımızın bir sınırı var. Eğer Tahran akıllı olmazsa, ABD askeri olarak işi bitirmek zorunda kalacak' ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, özellikle Körfez ülkelerinde ve İsrail'de endişeyle karşılanırken, bölgesel bir çatışmanın fitilinin ateşlenebileceği yorumları yapılıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıları 'savaş ilanı' olarak nitelendirerek, 'ABD'nin bu maceracılığının sonuçlarına katlanacağını' duyurdu. Tahran yönetimi, BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırırken, Rusya ve Çin'den Washington'a sert tepkiler geldi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik bu son operasyonu, özellikle 2020 yılında General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana en kapsamlı askeri müdahale olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, Trump'ın seçim öncesi dönemde İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını askeri boyuta taşıdığını belirtiyor.
Olay, İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile yürüttüğü müzakerelerin kritik bir aşamasında gerçekleşti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) son raporlarına göre, İran uranyum zenginleştirme kapasitesini önemli ölçüde artırmış durumda. ABD'nin bu askeri hamlesi, İran'ın nükleer müzakerelerden çekilmesine ve bölgesel gerilimin daha da tırmanmasına yol açabilir.
Petrol piyasaları ise gelişmeye anında tepki verdi. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 5'in üzerinde artışla 85 dolar seviyesine yükseldi. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusundaki endişeler, küresel enerji arzında kesinti riskini gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile iki sınırdaş ülke olarak bu gerilimden doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Ankara, hem ABD ile müttefiklik ilişkisini hem de İran ile komşuluk bağlarını dengelemek zorunda. Olası bir sıcak çatışma, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir ve özellikle Irak ve Suriye'deki PKK/YPG varlığına yönelik operasyonları karmaşıklaştırabilir. Ayrıca, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve bölge ülkelerinden karşılayan Türkiye, petrol fiyatlarındaki yükselişten olumsuz etkilenecek. Dış politika açısından Türkiye'nin, hem itidal çağrısı yaparak hem de ulusal çıkarlarını koruyarak ince bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.