İran, Basra Körfezi'ndeki Hürmüz Boğazı'nda ABD'nin artan askeri ve diplomatik baskısına karşı stratejik bir direniş sergiliyor. Uzmanlara göre Tahran, petrol tankerlerinin geçiş güzergahı üzerindeki kontrolünü kaybetmemek için bölgedeki varlığını pekiştiriyor. Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve bu kritik su yolunda yaşanacak herhangi bir tırmanma, uluslararası enerji piyasalarında şok dalgaları yaratabilir.
Orta Doğu uzmanlarına göre, ABD yönetiminin İran'a yönelik ekonomik yaptırımları sıkılaştırması ve bölgedeki askeri tatbikatları, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı güvenlik stratejisinin merkezine koymasına yol açtı. İran Devrim Muhafızları, son haftalarda boğazda sürat tekneleriyle devriye gezerken, insansız hava araçları ve deniz mayınları da dahil olmak üzere asimetrik savaş kapasitesini artırdı. Analistler, İran'ın bu hamlelerle ABD'ye 'boğazın kontrolünü kaybetmeyeceğini' göstermeyi amaçladığını söylüyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer alan dar bir su geçişidir ve Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'dan gelen petrolün büyük bölümünün geçtiği arterdir. ABD, özellikle 2018'de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran'a yönelik yaptırımları artırdı. Bu süreçte Washington, İran'ın petrol ihracatını sıfıra indirmeyi hedeflerken, Tahran da boğazın güvenliğini bir pazarlık kozu olarak kullanıyor. 2019'da İran'a ait insansız hava araçlarının düşürülmesi ve petrol tankerlerine yönelik saldırılar, bölgedeki gerginliği zirveye taşımıştı.
Uzmanlara göre mevcut durum, 2019'daki krizin bir benzeri olmasa da, gerilim tırmanma potansiyeli taşıyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı artarken, İran da hava savunma sistemlerini ve füze bataryalarını boğaz çevresinde konuşlandırdı. İran Dışişleri Bakanlığı, Hürmüz'deki herhangi bir kesintinin 'bölgesel ve küresel sonuçları olacağı' uyarısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir kriz, yalnızca İran ve ABD'yi değil, aynı zamanda Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi enerji ithalatçısı ülkeleri de doğrudan etkiler. Bu ülkeler, ihtiyaç duydukları petrolün büyük kısmını Basra Körfezi'nden temin ediyor. Boğazın kapatılması halinde petrol fiyatları yüzde 30'a varan oranlarda yükselebilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi alternatif geçiş güzergahlarına sahip ülkeler, İran'ın boğazı bir koz olarak kullanmasını engellemeye çalışıyor. Bu bağlamda, Suudi Arabistan'ın geçen yıl Fujairah limanına yaptığı yatırım ve BAE'nin Habshan-Fujairah boru hattı, stratejik öneme sahip.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), İran'ın boğazı kapatması halinde küresel petrol arzının ciddi şekilde kesintiye uğrayacağını ve fiyatların kontrolden çıkabileceğini belirtiyor. Ancak ABD'nin kendi petrol üretimini artırması ve stratejik petrol rezervlerini kullanması gibi önlemler, kısa vadede etkileri hafifletebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye için doğrudan enerji tedarik güvenliği riski oluşturuyor. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Irak ve Rusya üzerinden karşılasa da, uluslararası piyasalardaki fiyat artışları doğrudan ithalat faturalarına yansıyor. Ayrıca, İran ile ABD arasında tırmanan bir kriz, Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefini zora sokabilir. Ankara, hem Tahran hem de Washington ile diyaloğunu sürdürerek gerginliğin azaltılmasını isteyecektir. Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri veya alternatif enerji koridorlarına yönelmesi, bu süreçte daha da önem kazanacaktır.