ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarında hayatını kaybeden veya yaralanan personel sayısı resmi olarak artsa da, yüzlerce kaybın hâlâ kayıtlara geçmediği bildiriliyor. The Intercept'in haberine göre, Pentagon'un yayımladığı güncel rakamlar, bilinen kayıpların sadece bir kısmını yansıtıyor. Bu durum, savaşın gerçek maliyetinin kamuoyundan gizlendiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Özellikle İran'ın doğusundaki çatışmalarda ağır kayıplar verildiği, ancak bunların psikolojik travma ve hafif yaralanmalar gibi kategorilerde resmi kayıtlara yansımadığı belirtiliyor. Uzmanlar, resmi olmayan tahminlerin binlerle ifade edildiğini vurguluyor. ABD Kongresi'nde de konuyla ilgili soruşturma çağrıları yapılırken, Beyaz Saray'dan henüz net bir açıklama gelmedi.
Gelişmenin Arka Planı: Kayıplar Neden Artıyor?
ABD'nin İran operasyonları, başlangıçta sınırlı hava saldırıları olarak planlanmış ancak zamanla kara harekâtına dönüşmüştü. İran'ın savunma hatlarını aşmak isteyen ABD birlikleri, özellikle kentsel çatışmalarda ağır kayıplar veriyor. Resmi verilere göre, son altı ayda ölü sayısı 150'ye, yaralı sayısı ise 450'ye ulaştı. Ancak The Intercept'ün elde ettiği belgelere göre, bu rakamlara dahil edilmeyen yüzlerce vaka var. Örneğin, mayın patlamaları sonucu hafif yaralanan askerler, ‘tıbbi müdahale gerektirmeyen’ kategorisinde değerlendirilerek kayıtlara geçmiyor. Ayrıca, savaşın psikolojik etkileriyle başa çıkamayıp intihar eden askerlerin sayısı da resmi rakamlara yansımıyor. Uzmanlar, bu durumun askeri personel arasında moral bozukluğuna ve savaşın meşruiyetine dair sorgulamalara yol açtığını belirtiyor.
Pentagon, kayıpların eksik raporlanmasına ilişkin suçlamaları reddediyor ve tüm vakaların kayıt altına alındığını iddia ediyor. Ancak bağımsız araştırmacılar, gaziler dernekleri ve sivil toplum kuruluşları, resmi verilerin gerçeği yansıtmadığını savunuyor. Özellikle, İran'da konuşlu özel kuvvetlerin kayıplarının gizlendiği yönünde güçlü iddialar var. Bu bağlamda, ABD Kongresi'nde konuya ilişkin bir oturum düzenlenmesi talep edilirken, Beyaz Saray ise bu taleplere soğuk bakıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savaşın Yayılma Riski
ABD'nin İran'daki askeri varlığı, sadece iki ülke arasındaki çatışmayı değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik dengesini etkiliyor. İran'ın müttefiki olan gruplar (Hizbullah, Husiler gibi) ABD hedeflerine saldırılarını artırırken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel güçler de çatışmanın içine çekilme riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, ABD'nin İran'daki kayıplarının artması, iç kamuoyunda savaş yorgunluğunu tetikliyor ve Başkan Biden'ın yeniden seçim şansını olumsuz etkiliyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, ABD'nin Ortadoğu'da bataklığa saplandığını düşünerek stratejik avantaj elde etmeye çalışıyor. BM verilerine göre, çatışmalar sonucu İran'da 2 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, sivil kayıpların sayısı da 10 bini aşmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran çatışmasının tırmanması, Türkiye için doğrudan güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. İran sınırında yaşanan çatışmalar, Türkiye'nin doğu sınırında istikrarsızlık yaratabilir ve mülteci akışını artırabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'da takılıp kalması, PKK/YPG'ye yönelik desteğini azaltabilir mi sorusu gündeme gelmektedir. Ekonomik olarak, İran ile ticaret hacmi düşük olan Türkiye, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilenebilir. Bölgesel açıdan ise, Türkiye'nin İran ile sınır güvenliği iş birliği ve enerji anlaşmaları zora girebilir. Ankara, çatışmanın bölgeye yayılmasını önlemek için diplomasiye ağırlık vermektedir.