ABD'de Cumhuriyetçi Parti'ye milyonlarca dolar bağışta bulunan kumarhane patronu Sheldon Adelson'ın sahibi olduğu Las Vegas Review-Journal gazetesinde yayımlanan imzasız bir op-ed, eski Başkan Donald Trump'ı İran nükleer anlaşması konusunda 'ihanetle' suçladı. 'Bay Trump, Bize İhanet Ettiniz' başlıklı yazı, Trump'ın 2018'de İran'la yapılan nükleer anlaşmadan (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) tek taraflı çekilme kararının ABD'nin Ortadoğu'daki çıkarlarına ve İsrail'in güvenliğine zarar verdiğini savundu. Yazı ayrıca Trump'ın bu kararının, İran'ın uranyum zenginleştirme programını hızlandırmasına ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla istikrarsızlığı artırmasına yol açtığını iddia etti.
Adelson'ın gazetesinden Trump'a ağır eleştiri
Sheldon Adelson, Cumhuriyetçi Parti'ye yaptığı rekor bağışlarla tanınan ve özellikle İsrail yanlısı politikaları destekleyen bir iş insanı. Adelson'ın ölümünden sonra gazetenin yayın politikası büyük ölçüde devam etti. Trump döneminde Adelson'ın etkisiyle ABD'nin İsrail Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınması ve İran anlaşmasından çekilme gibi kararlar alınmıştı. Ancak bu op-ed, aynı çevrelerin bile Trump'ın İran politikasının sonuçlarından duyduğu rahatsızlığı gözler önüne seriyor. Yazıda Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' stratejisinin, anlaşmanın sağladığı denetim mekanizmalarını ortadan kaldırarak İran'ın nükleer faaliyetlerini denetimsiz bıraktığı ve bu durumun İsrail için daha büyük bir tehdit oluşturduğu belirtiliyor.
Yazı, Trump'ın kararının sadece İran'ı değil, ABD'nin müttefiklerini de zor durumda bıraktığını vurguluyor. Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya ve Çin ile birlikte imzalanan anlaşma, ABD'nin çekilmesiyle büyük darbe almıştı. Avrupalı müttefikler, ABD'nin kararına rağmen anlaşmayı ayakta tutmaya çalıştı ancak Trump'ın yeniden uyguladığı yaptırımlar, bu çabaları baltaladı. Op-ed, bu durumun ABD'nin uluslararası güvenilirliğine de zarar verdiğini savunuyor. Yazının yayımlandığı sırada Trump'ın yeniden başkan adayı olması ve İran politikasını seçim kampanyasının merkezine koyması dikkat çekici. Bu eleştiri, Cumhuriyetçi taban içinde dahi Trump'ın dış politika mirasına yönelik sorgulamalar olduğunu gösteriyor.
İran nükleer anlaşması ve Trump'ın mirası
2015 yılında imzalanan JCPOA, İran'ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Trump, anlaşmayı 'tarihin en kötü anlaşması' olarak nitelendirerek 2018'de çekildi ve İran'a yönelik sert yaptırımları yeniden devreye soktu. İran, anlaşmanın sürmesi için çaba gösteren Avrupalı tarafların yaptırımları aşma girişimlerinin yetersiz kalması üzerine 2019'dan itibaren anlaşmadaki taahhütlerini askıya almaya başladı. Bugün İran, yüzde 60'a varan oranlarda uranyum zenginleştirerek nükleer silah üretimine çok yaklaşmış durumda. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) raporları, İran'ın denetimlere izin vermediğini ve nükleer tesislerindeki faaliyetlerini gizlediğini ortaya koyuyor.
Trump'ın çekilme kararı, ABD ile müttefikleri arasında da derin ayrışmalara yol açtı. Avrupa Birliği ve özellikle Fransa ile Almanya, anlaşmayı korumak için yoğun diplomatik çaba harcadı ancak ABD yaptırımlarının etkisiyle bu çabalar büyük ölçüde sonuçsuz kaldı. Biden yönetimi, anlaşmaya yeniden dönmek için müzakereler yürüttü ancak İran'ın talepleri ve bölgesel gerilimler nedeniyle süreç tıkandı. Adelson'ın gazetesindeki op-ed, bu başarısızlığın sorumluluğunu Trump'a yükleyerek, Cumhuriyetçi Parti içinde dahi alternatif bir İran politikası arayışı olduğunu gösteriyor. Yazının hemen ardından gelen haberlerde, bazı Cumhuriyetçi senatörlerin İran konusunda daha diplomatik bir yaklaşım çağrısı yapması da bu arayışın bir yansıması olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın İran anlaşmasından çekilmesi, Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşularıyla ilişkileri açısından olumsuz sonuçlar doğurmuştur. İran, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında önemli bir tedarikçidir; yaptırımların sıkılaşması enerji maliyetlerini artırmıştır. Ayrıca anlaşmanın çöküşü, Orta Doğu'da İran-Suudi Arabistan rekabetini körüklemiş, Suriye, Irak ve Yemen'deki vekalet savaşlarını derinleştirmiştir. Türkiye, bu istikrarsızlıktan sınır güvenliği ve mülteci akınları nedeniyle doğrudan etkilenmektedir. ABD içindeki bu tür tartışmalar, gelecekte İran politikasında bir değişiklik olabileceğine işaret etse de, Türkiye'nin önceliği İran'la ticari ilişkilerini sürdürmek ve bölgesel gerilimlerin yumuşamasını sağlayacak çok taraflı mekanizmaları desteklemektir.