ABD Yüksek Mahkemesi, eyaletlerin trans bireylerin kız ve kadın okul spor takımlarında yarışmasını yasaklayabileceğine hükmederek Idaho ve West Virginia'da yürürlükteki yasaları onayladı. Salı günü açıklanan 6-3'lük ideolojik bölünmüş karar, ülke genelinde benzer yasalar çıkaran 20'den fazla eyaleti doğrudan etkileyecek. Karar, 14. Anayasa Değişikliği'nin eşit koruma maddesi kapsamında cinsiyet ayrımını meşruluğunu sorgularken, muhafazakâr çoğunluk eyaletlerin düzenleme yetkisini önceledi.
Kararın arka planı ve hukuki gerekçe
Mahkeme çoğunluğu adına yazılan görüşte, eyaletlerin spor müsabakalarında biyolojik cinsiyet temelli ayrım yapma yetkisinin bulunduğu ve bu düzenlemelerin 'önemli hükümet çıkarları' ile uyumlu olduğu belirtildi. Idaho ve West Virginia yasaları, trans kız öğrencilerin kız takımlarında yarışmasını tamamen yasaklarken, karşı oy kullanan liberal yargıçlar kararın ayrımcılığı meşrulaştırdığını ve trans bireylerin haklarını ihlal ettiğini savundu. Biden yönetimi, Title IX kapsamında trans öğrencileri koruyan federal düzenlemeler getirmeye çalışmış ancak bu girişimler mahkeme engeline takılmıştı. Karar, okul sporlarından kamu tesislerine kadar trans hakları konusundaki kültürel savaşların bir cephesini temsil ediyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ABD'deki bu karar, Birleşik Krallık ve Avustralya gibi ülkelerde de benzer tartışmaları alevlendirebilir. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, trans sporcuların katılımına ilişkin kuralları gevşetmiş olsa da bireysel spor federasyonları farklı uygulamalar benimsiyor. Karar, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekerken, muhafazakâr çevreler tarafından geleneksel aile değerlerinin korunması olarak selamlandı. Latin Amerika'da Brezilya ve Arjantin gibi ülkeler trans haklarında ilerici adımlar atarken, ABD'deki bu yargısal geri adım küresel insan hakları normları açısından bir test haline geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de trans bireylerin spor müsabakalarına katılımı konusunda henüz net bir yasal düzenleme bulunmuyor. Ancak ABD'deki bu karar, laiklik ve anayasal eşitlik ilkeleri çerçevesinde Türkiye'de de benzer tartışmaları tetikleyebilir. Türkiye'nin uluslararası insan hakları sözleşmelerine taraf olması, mahkemelerin cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığı değerlendirirken bu kararı dikkate almasını gerektirebilir. Öte yandan, ABD'deki yargısal muhafazakârlaşma, Türk kamuoyunda yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü tartışmalarına bir referans noktası oluşturabilir.