İran ile savaş riski, ABD yönetimi ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında ciddi bir güven bunalımına yol açtı. Amerikan istihbarat raporlarına göre, Washington artık Körfez'deki askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor. Bu gelişme, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın sorgulanmasına neden olurken, bölgedeki güç dengelerini de yeniden şekillendirebilir. İran'a yönelik ortak tutumun çatırdadığı bir dönemde ABD, Suudi Arabistan'ın askeri caydırıcılık kapasitesini yetersiz buluyor.
Gerginliğin arka planı
Son haftalarda İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik insansız hava aracı ve balistik füze saldırıları, Riyad yönetiminin hava savunma sistemlerindeki zafiyetleri ortaya çıkardı. ABD'nin Suudi Arabistan'daki askeri varlığı, bu saldırıları engellemekte yetersiz kalınca, Washington'da "Suudi Arabistan kendi güvenliğini sağlayamıyor" algısı güçlendi.
Bir Amerikan yetkili kaynağı, Suudi Arabistan'ın İran'a karşı savaşın eşiğine gelmesinde aceleci davrandığını ve ABD'yi de bu çatışmanın içine çekmeye çalıştığını belirtiyor. Özellikle Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ABD'nin onayı olmadan İran'a karşı sert söylemler kullanması, iki ülke arasındaki koordinasyonu olumsuz etkiledi.
Pentagon'un hazırladığı bir rapora göre, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemleri İran kaynaklı tehditlere karşı yeterli değil. ABD, Suudi Arabistan'a Patriot bataryaları ve THAAD sistemleri konuşlandırmıştı ancak bu sistemlerin son saldırılarda etkisiz kaldığı görüldü. ABD şimdi bu sistemlerin bir kısmını geri çekmeyi veya yeniden konuşlandırmayı değerlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Suudi Arabistan'daki askeri varlığını azaltması, Körfez bölgesinde bir güç boşluğu yaratabilir. İran, bu durumu fırsata çevirerek Yemen, Irak ve Suriye'deki nüfuzunu artırmaya çalışabilir. Ayrıca Suudi Arabistan'ın savunma bütçesini artırma ve alternatif müttefikler arama (Çin, Rusya gibi) ihtimali gündeme gelebilir.
Bu gelişme ABD'nin uzun vadeli Orta Doğu stratejisini de etkileyebilir. Biden yönetimi, Çin'e odaklanma politikası kapsamında bölgeden çekilmeyi hedefliyor ancak İran'ı kontrol altına almak için belirli bir askeri varlığı sürdürmek zorunda. Suudi Arabistan'la yaşanan bu kriz, ABD'nin Körfez'deki ittifak sistemini zayıflatabilir.
Türkiye Açısındna Değerlendirme
ABD-Suudi Arabistan arasındaki bu güven bunalımı, Türkiye için bölgesel rekabet ve ittifak dinamiklerinde yeni fırsatlar ve riskler oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasında bir denge politikası izlerken, ABD'nin Körfez'den çekilmesi Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu artırabilir. Ayrıca Suudi Arabistan'ın savunma ihtiyaçları, Türk savunma sanayii için yeni bir pazar kapısı aralayabilir. Ancak İran'ın bölgesel gücünün artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını tehdit edebilir. Türkiye'nin bu yeni denklemde aktif diplomasi yürütmesi kritik önemde.