ABD ve İran'ın, nükleer anlaşma müzakereleri kapsamında İslamabad Mutabakatı'nın uygulanmasını ilerletmek üzere temmuz ayının üçüncü haftasında Katar'ın başkenti Doha'da bir araya gelmesi bekleniyor. Pakistan hükümet kaynakları, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki dolaylı görüşmelerin yeni bir aşamaya girdiğini ve Doha turunun, özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel güvenlik konularındaki son gelişmeler ışığında kritik önem taşıdığını belirtti. Kaynaklar, görüşmelerin odak noktasının, Mayıs ayında İslamabad'da imzalanan ve uranyum zenginleştirme seviyelerinin sınırlandırılması ile yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngören mutabakatın hayata geçirilmesi olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı: İslamabad Mutabakatı ve Doha süreci
İslamabad Mutabakatı, ABD ile İran arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda varılan ve tarafların nükleer anlaşmaya dönüş yolunda attığı en somut adım olarak değerlendiriliyor. Anlaşma, İran'ın yüzde 60 seviyesindeki uranyum zenginleştirme oranını yüzde 3,67'ye düşürmesini, ABD'nin ise petrol ve bankacılık yaptırımlarını gevşetmesini içeriyor. Ancak uygulama aşamasında taraflar arasında güven eksikliği ve denetim mekanizmalarına ilişkin anlaşmazlıklar sürüyor. Doha'nın ev sahipliği yapacağı bu turda, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) denetimlerinin kapsamı ve İran'ın askeri tesislerine erişim konularının ele alınması bekleniyor.
ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik endişelerini defalarca dile getirirken, Tahran yönetimi ise tamamen barışçıl bir programa sahip olduğunu ve yaptırımların kalkması halinde taahhütlerine bağlı kalacağını belirtiyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini ancak henüz nihai bir anlaşmaya varılmadığını söylemişti.
Bölgesel ve küresel boyut: Katar'ın arabuluculuk rolü ve yeni dengeler
Doha, son yıllarda ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmelere ev sahipliği yaparak bölgesel bir diplomasi merkezi haline geldi. Katar'ın hem ABD ile güçlü askeri ve siyasi bağları hem de İran ile ortak enerji sahaları nedeniyle pragmatik ilişkileri bulunuyor. Bu denge, Doha'yı taraflar için güvenilir bir arabulucu konumuna getiriyor.
Görüşmelerin bir diğer önemli boyutu ise İran'ın bölgesel politikaları. ABD ve müttefikleri, İran'ın Yemen'deki Husilere, Lübnan'daki Hizbullah'a ve Suriye'deki rejime verdiği desteği yakından izliyor. Doha turunda bu konuların da gündeme gelmesi olası. Özellikle İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyon ihtimali, müzakerelere aciliyet kazandırıyor. Uluslararası toplum, diplomatik çözümün başarısız olması durumunda bölgesel bir çatışma riskinin artacağı konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmeleri, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından doğrudan önem taşıyor. İran ile komşu olan Türkiye, doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılıyor. Olası bir nükleer anlaşma, yaptırımların hafiflemesi ve İran'ın enerji ihracatının artması anlamına gelecek; bu da Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel politikalarının yumuşaması, Suriye ve Irak'taki Türkiye çıkarlarını olumlu etkileyebilir. Ancak ABD-İran yakınlaşmasının, İsrail ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerde yeni dengeler yaratması bekleniyor. Türkiye, bu süreçte hem Batı hem de İran ile diyaloğunu sürdürerek çok yönlü dış politika anlayışını korumaya çalışacaktır.