Washington yönetimi, küresel tehditlerin arttığı kritik bir dönemde savunma harcamalarını tarihi seviyelere çıkarmaya hazırlanıyor. Pentagon'un 2025 mali yılı için talep ettiği 1.5 trilyon dolarlık bütçe, ABD'nin askeri kapasitesini yeniden yapılandırma ve Çin ile Rusya'ya karşı caydırıcılığı artırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu devasa harcama, sadece ABD savunma sanayisini değil, aynı zamanda NATO müttefiklerini ve küresel güvenlik dengelerini de yakından ilgilendiriyor.
Pentagon'un Bütçe Stratejisi: Neden 1.5 Trilyon Dolar?
Pentagon'un talep ettiği 1.5 trilyon dolarlık bütçe, ABD'nin Soğuk Savaş sonrası en büyük savunma harcaması olma özelliğini taşıyor. Bu rakam, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10'luk bir artışı temsil ediyor ve 2024 bütçesinin 1.38 trilyon dolarlık seviyesinin oldukça üzerinde. Bütçenin büyük kısmı, modernizasyon programlarına, nükleer caydırıcılığın güçlendirilmesine ve Hint-Pasifik bölgesindeki varlığın artırılmasına ayrılacak.
Pentagon yetkilileri, bu artışın gerekçesi olarak Çin'in askeri modernizasyonu, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki revizyonist tutumu ve İran'ın bölgesel faaliyetlerini gösteriyor. Ayrıca, hipersonik silahlar, yapay zeka tabanlı savunma sistemleri ve uzay savaş kapasiteleri gibi yeni nesil teknolojilere yatırım yapılması planlanıyor. Bütçenin onaylanması halinde, ABD savunma harcamaları GSYİH'nin yüzde 4'üne yaklaşacak ki bu, NATO ülkeleri arasında en yüksek oranlardan biri olacak.
Ancak bu devasa bütçe, ABD iç siyasetinde de tartışmalara yol açıyor. Kongre'deki bazı Demokratlar, sosyal harcamaların kesilmesi pahasına savunmaya bu kadar büyük bir kaynak ayrılmasını eleştirirken, Cumhuriyetçiler ise bütçenin hala yetersiz olduğunu savunuyor. Özellikle Ukrayna'ya yapılan askeri yardımın devamı ve İsrail'in güvenliği gibi konular, bütçe görüşmelerinde kilit rol oynayacak.
Küresel Güç Dengelerine Etkisi
ABD'nin savunma bütçesindeki bu artış, küresel güç dengeleri üzerinde önemli etkiler yaratacak. İlk olarak, NATO içinde Avrupalı müttefiklerin üzerindeki baskı artacak. ABD, NATO ülkelerinin GSYİH'nin yüzde 2'si oranındaki savunma harcaması hedefini karşılamalarını daha sıkı talep edecek. Bu durum, özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi büyük ekonomiler için zorlayıcı olabilir.
Hint-Pasifik bölgesinde ise bu bütçe, ABD'nin Çin'e karşı askeri üstünlüğünü koruma çabasının bir yansıması. Tayvan, Güney Çin Denizi ve Kuzey Kore gibi konularda ABD'nin caydırıcılık kapasitesi artacak. Bununla birlikte, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki direnci ve nükleer tehditleri, ABD'nin Avrupa'daki varlığını da güçlendirme ihtiyacını doğuruyor.
Uzmanlar, bu bütçenin kısa vadede küresel istikrarı artırabileceğini ancak uzun vadede yeni bir silahlanma yarışını tetikleme riski taşıdığını belirtiyor. Çin ve Rusya'nın kendi savunma harcamalarını artırması beklenirken, bu durum uluslararası anlaşmazlıkların askeri çözümlere daha açık hale gelmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin 1.5 trilyon dolarlık savunma bütçesi, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. NATO müttefiki olarak Türkiye, bu harcamaların bir kısmından savunma sanayii işbirlikleri ve ortak tatbikatlar yoluyla faydalanabilir. Özellikle F-35 programına yeniden dahil olma çabaları ve S-400 krizinin aşılması, bu bütçe bağlamında ele alınabilir. Ancak, ABD'nin Doğu Akdeniz ve Suriye'deki askeri varlığını artırması, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarıyla zaman zaman çelişebilir. Ayrıca, PKK/YPG'ye verilen desteğin devam etmesi halinde, iki ülke arasındaki gerginlikler derinleşebilir. Türkiye, kendi insansız hava araçları ve yerli savunma sistemleriyle bu yeni dengede bağımsız bir aktör olarak konumlanmaya çalışırken, ABD'nin bütçe artışı Ankara'nın ittifak içindeki pazarlık gücünü de belirleyecek.