Bir zamanlar Arap ülkelerinin petrol ambargosu altında ekonomik krize sürüklenen ABD, bugün dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı konumuna yükseldi. Bu dönüşümde, 2019 yılında Suudi Arabistan'a ait petrol tesislerine yapılan saldırılar ve ardından Hürmüz Boğazı'nın uluslararası ticarete kapanma tehlikesi belirleyici oldu. ABD'li enerji şirketleri, boğazın tıkanmasıyla oluşan arz boşluğunu doldurarak rekor karlar elde etti. Ülke, 2023 itibarıyla günde ortalama 10 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü ihraç ederek Suudi Arabistan ve Rusya'yı geride bıraktı. Bu gelişme, küresel enerji dengelerini kökünden değiştirirken, jeopolitik sonuçları da beraberinde getiriyor.
Kaya gazı devrimi ve jeopolitik kırılma
ABD'nin petrol ihracatındaki bu sıçrama, 2010'lu yılların başında başlayan kaya gazı ve kaya petrolü devrimine dayanıyor. Kırılma teknolojisiyle (fracking) Teksas, Kuzey Dakota ve New Mexico gibi eyaletlerdeki şeyl yataklarından çıkarılan petrol, ülkeyi net ithalatçı konumundan net ihracatçı konumuna taşıdı. 2015 yılında Kongre'nin 40 yıllık ham petrol ihracat yasağını kaldırmasıyla birlikte ABD petrolü küresel piyasalara açıldı. Ancak asıl dönüm noktası, 2019'daki Suudi Arabistan petrol tesislerine düzenlenen İran destekli saldırı ve 2020'de Kovid-19 salgını sonrası talep toparlanması oldu.
Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sorgulanması, Asya ve Avrupa'nın alternatif tedarikçi arayışını hızlandırdı. ABD'li üreticiler, kısa sürede devreye girebilen esnek üretim kapasiteleri sayesinde bu boşluğu doldurdu. EIA (ABD Enerji Enformasyon İdaresi) verilerine göre, 2023'te ABD'nin günlük petrol üretimi 12,9 milyon varile ulaşarak tarihi rekor kırdı. Bu miktarın büyük kısmı Meksika Körfezi'ndeki rafinerilerde işlenerek veya doğrudan ham olarak Asya ve Avrupa'ya gönderiliyor.
OPEC'in gücü eriyor, yeni enerji haritası
ABD'nin yükselişi, OPEC+'ın küresel petrol piyasasındaki belirleyici rolünü zayıflattı. Suudi Arabistan ve Rusya öncülüğündeki kartel, fiyatları yüksek tutmak için üretim kesintilerine gitse de, ABD'li üreticilerin pazar payını artırması dengeleri altüst ediyor. Özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, arz güvenliği kaygılarıyla ABD petrolüne yöneldi. 2023'te ABD'nin petrol ihracatının yüzde 40'ı Asya'ya, yüzde 30'u Avrupa'ya yapıldı. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'nın Rus gazına alternatif arayışı, ABD sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve petrolüne olan talebi daha da artırdı.
Bu dönüşüm, ABD'nin jeopolitik elini güçlendirirken, Basra Körfezi'ndeki geleneksel müttefiklerle ilişkilerini de dönüştürüyor. Washington, artık enerji arzı için Körfez ülkelerine bağımlı olmadığından, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerindeki diplomatik baskı araçları çeşitleniyor. Öte yandan, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, ABD'nin çıkarlarına daha az zarar veriyor çünkü ABD petrolü alternatif rotalarla dünya piyasasına ulaşabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ham petrolünün yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. ABD'nin dünyanın en büyük petrol ihracatçısı haline gelmesi, Türkiye'ye Irak ve Rusya dışında güvenilir bir alternatif tedarikçi sunuyor. Ancak ABD petrolünün Türkiye'ye ulaşması lojistik maliyetler nedeniyle şu an için sınırlı; mevcut ithalatın büyük kısmı Akdeniz rafinerileri üzerinden gerçekleşiyor. Orta vadede, ABD'nin enerji bağımsızlığı, küresel petrol fiyatlarını aşağı çekici bir faktör olarak Türkiye'nin cari açığına olumlu yansıyabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji keşifleri ve Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi, ABD'nin bölgedeki artan etkinliğiyle yeni iş birliği alanları doğurabilir. Bununla birlikte, ABD'nin OPEC+'in etkisini azaltması, Türkiye'nin Rusya ve İran gibi ülkelerle olan enerji ilişkilerinde yeni denklemler yaratacaktır.