ABD ile Meksika arasında, üç ülkeyi kapsayan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın (USMCA) geleceğini şekillendirecek kritik ticaret görüşmeleri başlarken, ikili ilişkiler tarihinin en düşük seviyelerinden birine geriledi. İki ülke arasındaki gerilim, özellikle göçmenlik politikaları, enerji reformları ve gümrük vergileri gibi konularda tırmanırken, anlaşmanın yeniden müzakere edilmesi sürecinde bu sorunların aşılması gerekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
USMCA, 2020 yılında yürürlüğe giren ve Kuzey Amerika ticaretini düzenleyen en kapsamlı anlaşma olarak biliniyor. Ancak anlaşmanın 2026 yılında gözden geçirilmesi planlanırken, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Meksika'nın enerji politikalarına ve işçi haklarına yönelik sert eleştiriler yöneltiyor. Meksika Devlet Başkanı Andrés Manuel López Obrador'un, devlet petrol şirketi Pemex'in özel sektöre karşı korunması ve yenilenebilir enerji yatırımlarını sınırlaması, ABD'li şirketlerin ve yatırımcıların tepkisini çekiyor.
Öte yandan, ABD-Meksika sınırındaki göçmen akını da iki ülke arasındaki en büyük sorun alanlarından biri olmaya devam ediyor. Biden yönetimi, Meksika'yı göç akışını durdurmak için daha fazla önlem alması konusunda baskı yaparken, López Obrador hükümeti ise sorunun temel nedenlerinin ABD'nin Orta Amerika'ya yönelik politikaları olduğunu savunuyor. Bu anlaşmazlık, ticaret görüşmelerindeki atmosferi daha da gergin hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
USMCA'nın akıbeti, sadece ABD ve Meksika ekonomilerini değil, aynı zamanda Kanada ve genel olarak Kuzey Amerika ticaret blokunu da doğrudan etkileyecek. Anlaşma, 500 milyonu aşkın nüfusa sahip bir pazarı kapsarken, ABD ve Meksika arasındaki toplam ticaret hacmi yıllık 600 milyar doları buluyor. Tarafların anlaşmazlıkları çözememesi durumunda, gümrük vergilerinin yeniden gündeme gelmesi ve ticaretin daralması, küresel tedarik zincirlerinde de aksamalara yol açabilir. Özellikle otomotiv, tarım ve enerji sektörleri, bu anlaşmazlıktan en çok etkilenecek alanlar olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, mevcut gerilimin ABD'nin Çin'e karşı rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulunurken, Meksika'nın ise alternatif ticaret ortakları arayışına girebileceği belirtiliyor. Bu bağlamda, görüşmelerin sonucu sadece Kuzey Amerika için değil, küresel ticaret sisteminin geleceği açısından da belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Meksika ticari gerilimi, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, küresel ticaret dengelerindeki değişimler Türkiye'yi de etkileyebilir. Kuzey Amerika pazarındaki istikrarsızlık, başta otomotiv ve tekstil olmak üzere Türkiye'nin ihracat pazarlarında arz talep dengesini bozabilir. Ayrıca, ABD'nin Meksika'ya yönelik olası yaptırımları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için dolar likiditesi ve finansal piyasalarda dalgalanma riski yaratabilir. Türkiye, bu süreçte kendi ticaret anlaşmalarını çeşitlendirme ve ABD ile ilişkilerini dengeleme stratejisini sürdürmelidir.