ABD ile İran arasındaki ilişkilerde güvenin yeniden kırılması, iki ülke arasında olası bir diyalog sürecini belirsizliğe sürüklerken, Pakistan’ın arabuluculuk çabaları dikkat çekiyor. İslamabad yönetimi, tarafları müzakere masasına döndürmek için diplomatik girişimlerini sürdürse de, uzmanlar Pakistan’ın elindeki kozların sınırlı olduğu ve tırmanan gerilimi durdurmakta yetersiz kalabileceği görüşünde.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki güven, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve ABD’nin yeni yaptırım dalgalarıyla yeniden sarsıldı. Son olarak, ABD yönetimi İran’ın nükleer programına ilişkin endişelerini dile getirirken, İran ise baskılara boyun eğmeyeceğini vurguladı. Bu ortamda, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, taraflar arasında mekik diplomasisi yürütüyor. Ancak uzmanlar, Pakistan’ın bu alandaki geçmiş başarısının sınırlı olduğunu hatırlatıyor. Özellikle 2022’deki benzer bir girişim, Suudi Arabistan-İran normalleşmesi gibi başarılarla anılsa da, ABD-İran ekseninde aynı etkiyi yaratamadı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran geriliminin bölgesel yansımaları endişe yaratıyor. İran’ın nükleer faaliyetleri, İsrail ve Körfez ülkeleri tarafından yakından izlenirken, Pakistan’ın arabuluculuk çabaları, bu ülkelerin de çıkarlarına dokunuyor. Ayrıca, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve İran’ın vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, tansiyonun düşmesini zorlaştırıyor. Uzmanlar, Pakistan’ın bu karmaşık denklemde tek başına başarılı olamayacağını, Çin ve Rusya gibi diğer aktörlerin de sürece dahil olması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, Tahran’ın Pakistan’la iyi ilişkileri, İslamabad’a bir avantaj sağlasa da, ABD’nin güvenini kazanmakta zorlandığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran geriliminde dengeli bir politika izliyor ve Tahran’la enerji ve ticaret alanlarında işbirliğini sürdürüyor. Pakistan’ın arabuluculuk girişimi, bölgesel istikrar için umut verse de, Ankara bu süreçte aktif bir rol üstlenmiyor. Türkiye’nin asıl endişesi, gerilimin Suriye ve Irak’ta güvenliği tehdit etmesi ve enerji piyasalarında dalgalanma yaratması. Ayrıca, olası bir yaptırım rejimi, Türk şirketlerinin İran’la ticaretini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, tüm taraflarla diyaloğu sürdürerek krizin büyümesini engellemeyi hedefliyor.