İsrail güvenlik güçleri, Doğu Kudüs'teki Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) genel merkezini ikinci gün üst üste işgal altında tutuyor. Ajansın resmi açıklamasına göre, İsrail polisi ve askerleri dün sabah saatlerinde Şeyh Cerrah mahallesindeki binaya girerek operasyon başlatmış ve bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu gelişme, İsrail ile Birleşmiş Milletler arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da kötüleştirirken, uluslararası toplumdan da sert tepkiler geliyor.
UNRWA Genel Merkezi'nin İşgali ve Gelişmeler
Olay, dün yerel saatle sabah 06:00 sıralarında başladı. İsrail polisi ve ordu birlikleri, UNRWA'nın Doğu Kudüs'teki genel merkezine baskın düzenleyerek binayı kuşattı. Görgü tanıklarının ifadesine göre, güçler binanın giriş ve çıkışlarını kontrol altına aldı ve içerideki personele binayı terk etme çağrısı yaptı. UNRWA yetkilileri, baskının gerekçesi olarak "güvenlik soruşturması" gösterildiğini ancak herhangi bir resmi arama emri veya mahkeme kararı sunulmadığını belirtti.
Ajansın açıklamasında, "İsrail güçleri genel merkezimize zorla girdi ve binayı işgal etti. Bu, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler imtiyazlarının açık bir ihlalidir. Çalışanlarımızın ve tesislerimizin güvenliğini sağlamak için tüm diplomatik kanalları kullanıyoruz" ifadelerine yer verildi. İsrail tarafı ise operasyonun "terör faaliyetlerini önlemek" amacı taşıdığını öne sürdü. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "UNRWA tesislerinde yasa dışı faaliyetler yürütüldüğüne dair istihbarat bilgileri aldık. Bu nedenle güvenlik güçlerimiz gerekli önlemleri almak zorundaydı" denildi.
UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kudüs'teki genel merkezimizin işgalini şiddetle kınıyorum. Bu, BM tesislerine yönelik benzeri görülmemiş bir saldırıdır. Uluslararası toplumu İsrail'i bu işgale son vermeye çağırmaya davet ediyorum" dedi. BM Genel Sekreteri António Guterres de konuyla ilgili olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefon görüşmesi yaptı ve UNRWA'nın dokunulmazlığının korunması gerektiğini vurguladı. Görüşmenin ardından Guterres'in sözcüsü, "Genel Sekreter, İsrail güçlerinin UNRWA tesislerinden derhal çekilmesini talep etti" açıklamasında bulundu.
İsrail-UNRWA Gerilimi ve Bölgesel Yansımalar
Bu son olay, İsrail ile UNRWA arasında uzun süredir devam eden gerilimin yeni bir zirvesi olarak değerlendiriliyor. İsrail hükümeti, UNRWA'yı Hamas ile işbirliği yapmakla ve Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkını destekleyerek İsrail'in güvenliğini tehdit etmekle suçluyor. Geçtiğimiz aylarda İsrail parlamentosu Knesset'te UNRWA'nın faaliyetlerini kısıtlayan yasa tasarıları görüşülmüş, ancak uluslararası baskılar nedeniyle rafa kaldırılmıştı. Ancak bu kez doğrudan bir işgal eyleminin gerçekleşmesi, ilişkilerde yeni bir kırılmaya işaret ediyor.
Bölgesel düzeyde ise bu gelişme, Filistin topraklarındaki mevcut istikrarsızlığı daha da derinleştirme potansiyeli taşıyor. Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinliler, UNRWA'nın sağladığı eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerden yararlanıyor. Ajansın faaliyetlerinin aksaması, binlerce mülteci aileyi doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, bu tür bir müdahale, uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiği için, devletler ve uluslararası örgütler nezdinde İsrail'in itibarını daha da zedeleyebilir. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "BM tesislerinin dokunulmazlığının korunması hayati önem taşır. İsrail'i itidal ve uluslararası hukuka uygun hareket etmeye çağırıyoruz" denildi.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise yaptığı yazılı açıklamada, "UNRWA'nın işgali kabul edilemez. Bu, uluslararası toplumun ortak kararlarına ve Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırıdır" ifadelerini kullandı. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da benzer kınama mesajları yayımladı. Öte yandan, İsrail'in bu eyleminin, Gazze'deki insani durum üzerinde de olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor. Zira UNRWA, Gazze'de 1.5 milyondan fazla Filistinliye gıda, sağlık ve eğitim hizmeti sağlıyor. İsrail'in UNRWA'ya yönelik baskıları, bu kritik hizmetlerin sekteye uğramasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin ve Doğu Kudüs'ün statüsüne ilişkin hassasiyetinin bir kez daha gündeme gelmesine neden oluyor. Ankara, daha önce de İsrail'in UNRWA'ya yönelik kısıtlamalarını kınamış ve Filistinli mültecilerin haklarının korunması gerektiğini vurgulamıştı. Türkiye'nin bu süreçte Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması ve İslam ülkeleriyle ortak bir tavır sergilemesi beklenir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Kudüs'teki tarihi ve dini sorumluluğu göz önüne alındığında, bu tür işgal eylemleri Türk kamuoyunda da geniş yankı bulacaktır. Bölgesel istikrarın sağlanması açısından Türkiye'nin arabulucu rolü ön plana çıkabilir.