Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başkanı Tomoko Akane, ABD'nin mahkemeye yönelik artan baskısı karşısında Japonya'nın desteğini istedi. Akane, Washington yönetiminin geçtiğimiz hafta mahkemenin başsavcısı ve kıdemli bir duruşma avukatına yaptırım uygulayarak baskı kampanyasını tırmandırdığı bir dönemde bu çağrıyı yaptı. Japonya'nın, ICC'nin kurucu üyelerinden biri olarak uluslararası hukukun üstünlüğünün korunmasında önemli bir rol oynayabileceğini vurgulayan Akane, Tokyo hükümetinin mahkemeye açık desteğinin, küresel adalet sisteminin bağımsızlığını koruma açısından kritik olduğunu belirtti.
ABD'nin ICC'ye Yönelik Yaptırım Kampanyası
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2020 yılında imzaladığı ve ICC personeline yönelik vize kısıtlamaları ile mali yaptırımlar öngören kararname, mahkemenin Afganistan'daki savaş suçları soruşturmasına karşı bir misilleme olarak başlatılmıştı. Geçtiğimiz hafta ise ABD Hazine Bakanlığı, ICC Başsavcısı Karim Khan ve kıdemli duruşma avukatlarından birini yaptırım listesine ekledi. Bu adım, mahkemenin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze'de işlenen savaş suçları nedeniyle tutuklama emri çıkarmasının ardından geldi. ABD yönetimi, ICC'nin İsrail üzerindeki yargı yetkisini tanımadığını ve bu kararların 'meşruiyetten yoksun' olduğunu savunuyor.
ICC yetkilileri ise yaptırımların mahkemenin çalışmalarını engellemeye yönelik olduğunu ve uluslararası hukuka ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Mahkeme, 123 üye ülkenin imzaladığı Roma Statüsü'ne dayanarak faaliyet gösteriyor ve ABD'nin bu baskısının, diğer ülkelerin de mahkemeye olan güvenini sarsabileceği endişesi taşınıyor. Tomoko Akane, Japonya'nın bu konuda net bir duruş sergilemesini ve ICC'nin bağımsızlığını savunmak için uluslararası topluma öncülük etmesini istedi.
Japonya'nın Rolü ve Uluslararası Hukuk
Japonya, 2007 yılında ICC'ye üye olan ve mahkemeye en fazla mali katkı sağlayan ülkelerden biri. Tokyo yönetimi, uluslararası hukukun güçlendirilmesi konusunda sık sık destekleyici açıklamalar yapmasına rağmen, ABD ile olan güvenlik ittifakı nedeniyle zaman zaman hassas bir denge kurmak zorunda kalıyor. Akane'nin çağrısı, Japonya'nın bu konuda daha aktif bir diplomatik rol üstlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Uzmanlar, Japonya'nın özellikle Asya bölgesinde ICC'ye desteğini artırmasının, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin mahkemeye mesafeli yaklaşımı göz önüne alındığında, bölgesel bir fark yaratabileceğini ifade ediyor.
ABD'nin yaptırım kararı, uluslararası toplumda da geniş yankı uyandırdı. Avrupa Birliği, 'uluslararası ceza adaleti sistemini baltalama girişimi' olarak nitelediği bu adımı kınadı. İnsan hakları örgütleri ise yaptırımların, savaş suçlarına maruz kalan toplumların adalet arayışını olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Mahkeme yetkilileri, mevcut yaptırımlara rağmen çalışmalarının devam edeceğini ve Gazze'deki soruşturmaların sürdüğünü açıkladı.
Öte yandan, ABD'nin bu hamlesinin, Rusya'nın Ukrayna'da işlediği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin ICC soruşturmalarına da gölge düşürdüğü yorumları yapılıyor. Washington yönetimi, Ukrayna'daki savaşın soruşturulmasına açık destek verirken, İsrail söz konusu olduğunda mahkemeye karşı tavır alması, 'çifte standart' olarak eleştiriliyor. Bu durum, uluslararası hukukun evrensel uygulanması konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından uluslararası hukukun tarafsızlığı ve bağımsızlığı bağlamında önem taşıyor. Türkiye, ICC'ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası ceza hukuku mekanizmalarını zaman zaman eleştirmiş, özellikle Filistin topraklarındaki ihlallere ilişkin soruşturmalarda adil davranılmasını savunmuştur. ABD'nin yaptırım kararı, uluslararası yargı organlarının büyük güçlerin baskısıyla karşılaştığında ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. Türkiye, bu tür durumlarda egemen ülkelerin uluslararası hukuku kendi çıkarlarına göre şekillendirme çabalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Bu olay, Türk dış politikasının, küresel adalet mekanizmalarının güçlendirilmesi ve çifte standartlarla mücadele konusundaki hassasiyetini teyit ediyor.