ABD ile İran arasında 19 Haziran'da İsviçre'nin ev sahipliğinde yapılması planlanan dolaylı müzakereler iptal edildi. İsviçre Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, tarafların anlaşmasıyla görüşmelerin ertelendiği belirtilirken, Beyaz Saray sözcüsünün ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in planlanan seyahatten çekildiğini duyurmasının ardından kararın alındığı ifade edildi. İptal kararı, iki ülke arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik umutları zayıflatırken, bölgesel gerilimlerin tırmanmasına neden olabileceği yorumları yapılıyor.
Müzakerelerin arka planı ve iptal süreci
ABD ve İran, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için Viyana'da yürütülen dolaylı görüşmelere aracılık eden İsviçre'nin çağrısıyla 19 Haziran'da bir araya gelmeye hazırlanıyordu. İsviçre'nin uzun süredir ABD'nin çıkarlarını koruma misyonu yürüttüğü Tahran'da ev sahipliği yapması beklenen toplantı, ABD Başkan Yardımcısı Vance'in katılımını iptal etmesiyle suya düştü.
Beyaz Saray sözcüsü, Vance'in programındaki değişikliğe gerekçe olarak "beklenmedik gelişmeleri" gösterirken, İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Uzmanlar, iptalin ABD'nin İran'a yönelik yaptırım politikasında bir değişiklik sinyali olabileceğini ya da Tahran yönetiminin müzakerelere hazır olmadığı yönünde bir mesaj olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, görüşmelerin ileri bir tarihte yeniden planlanması için taraflarla temas halinde olduklarını duyurdu. Ancak somut bir tarih verilmemesi, sürecin belirsizliğini koruduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran müzakerelerinin iptali, Ortadoğu'daki güç dengelerini doğrudan etkileyecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırdığı ve uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkardığı bir dönemde, diplomatik kanalların tıkanması, askeri seçeneklerin masada kalmasına neden oluyor.
Analistlere göre, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikası, müzakereleri zorunlu kılsa da iki taraf arasındaki güvensizlik derin. İran'ın Rusya ile askeri işbirliğini artırması ve Ukrayna savaşında Moskova'ya insansız hava aracı sağlaması, Batı ile Tahran arasındaki gerilimi daha da tırmandırmıştı. Ayrıca İran'ın İsrail'e yönelik tehditleri ve Yemen'deki Husilere desteği, ABD'nin bölgedeki müttefikleri için ciddi bir güvenlik riski oluşturuyor.
Avrupa Birliği'nin de arabuluculuk çabaları sonuçsuz kalırken, İsviçre'nin ev sahipliğindeki bu görüşmelerin iptali, diplomasi yerine güç kullanımının ön plana çıkabileceği endişelerini artırıyor. Uzmanlar, ABD'nin İran'a karşı yeni yaptırımlar açıklayabileceğini veya İran'ın nükleer tesislerine yönelik siber saldırılar düzenleyebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile hem komşuluk hem de enerji ithalatı bağlamında yakın ilişkilere sahiptir. ABD-İran müzakerelerinin iptali, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile yaşanacak bir kriz, doğalgaz ve petrol akışını kesintiye uğratabilirken, Türkiye'nin İran'a yönelik yaptırımlara uyum sağlama baskısını artırabilir. Ayrıca Suriye ve Irak'ta İran destekli milislerin faaliyetleri, Türkiye'nin güney sınırlarındaki tehdit algısını yükseltebilir. Ankara, bu süreçte hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışsa da, gerilimin tırmanması Türk dış politikasını zorlayacak bir denge unsuru yaratmaktadır.