ABD ordusu, İran'a yönelik hava saldırılarını ikinci güne taşırken, Tahran yönetimi Basra Körfezi'ndeki Amerikan müttefiklerine karşı misilleme saldırıları başlattı. Artan karşılıklı saldırılar, kalıcı bir barış anlaşması için yürütülen müzakereleri rayından çıkarma riski taşıyor. Bölgedeki gerginlik, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin güvenlik endişelerini artırırken, uluslararası piyasalarda da dalgalanmaya yol açtı.
Gelişmelerin arka planı
Çarşamba günü başlayan ABD hava saldırıları, İran'ın askeri altyapısını hedef aldı. Pentagon yetkilileri, operasyonların İran'ın bölgedeki vekil güçlerine yönelik saldırı kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını duyurdu. İran ise buna karşılık olarak, Basra Körfezi'ndeki ABD müttefiki ülkelere ait enerji tesislerine dron ve füzelerle saldırı düzenledi. Saldırılarda can kaybı yaşanmazken, bazı petrol rafinerilerinde hasar meydana geldi. İran Devrim Muhafızları, saldırıların ABD'nin tecavüzlerine karşı meşru müdafaa olduğunu ve misillemelerin devam edeceğini açıkladı.
İki ülke arasındaki gerginlik, nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasıyla yumuşama sinyali vermişti. Ancak son saldırılar, taraflar arasındaki güveni ciddi şekilde sarstı. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran'ı provokasyonlarla müzakereleri sabote etmekle suçlarken, Tahran yönetimi Washington'u ikili anlaşmalara uymamakla itham etti. Uzmanlar, saldırıların büyümesi halinde bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerilimi, sadece Basra Körfezi'yle sınırlı kalmıyor. İran'ın Yemen'deki Husilere ve Lübnan'daki Hizbullah'a verdiği destek, çatışmanın Yemen ve Lübnan'a sıçrama riskini artırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, hava savunma sistemlerini devreye alırken, İsrail de kuzey sınırında olası bir Hizbullah saldırısına karşı alarma geçti. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, Çin ve Rusya da bölgede istikrarın korunması için diplomasi trafiğini hızlandırdı.
Ekonomik cephede ise petrol fiyatları saldırıların ardından yüzde 5'in üzerinde yükselerek varil başına 85 doları aştı. Küresel piyasalar, özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda endişeli. Bu boğaz dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçiş noktası. SK Hynix'in ABD'deki halka arzı ise yatırımcılar tarafından 7 kattan fazla talep gördü. Bu durum, jeopolitik risklere rağmen teknoloji hisselerine olan güvenin sürdüğünü gösteriyor. Ancak analistler, İran geriliminin uzaması halinde yüksek teknoloji tedarik zincirlerinde de aksama yaşanabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan etkiliyor. Irak ve Suriye'de varlık gösteren İran destekli grupların olası bir çatışmada daha aktif hale gelmesi, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını ve güvenlik önlemlerini artırmasını gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol tedarikinde İran'a bağımlılığı göz önüne alındığında, yaptırımların derinleşmesi enerji fiyatlarını olumsuz etkileyebilir. Diplomatik açıdan ise Türkiye, hem NATO müttefiki ABD'yle hem de komşusu İran'la ilişkilerini dengelemek zorunda kalacak. Bu kriz, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü ön plana çıkarabilir, ancak başarılı olması için taraflar arasında güven kazanması gerekiyor.