ABD Kongresi, Dış İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. maddesini yeniden yetkilendirmeyi başaramadı. 11 Nisan itibarıyla sona ermesi beklenen bu kritik yasa, Amerikan istihbarat topluluğunun yabancı hedeflere yönelik iletişim verilerini izinsiz toplamasına olanak tanıyor. Beş yılda bir yenilenmesi gereken yasa, bu kez Kongre’deki derin siyasi bölünmeler ve sivil özgürlükler konusundaki endişeler nedeniyle askıda kaldı. Öte yandan, eski Başkan Donald Trump’ın istihbarat camiasının başına tartışmalı bir ismi getirme girişimi, yasanın kapsamına ilişkin soruları yeniden gündeme taşıdı. İstihbarat yetkilileri, 702. maddenin sona ermesinin ulusal güvenlik için ciddi bir boşluk yaratacağı konusunda uyarıyor.
702. Madde Ne Sağlıyor?
FISA’nın 702. maddesi, 2008 yılında yürürlüğe girdi ve ABD istihbarat birimlerine, ABD dışındaki yabancı kişilerin telefon görüşmeleri, e-postaları ve diğer elektronik iletişimlerini ayrı bir mahkeme kararı olmadan dinleme yetkisi veriyor. Ancak yasa, bu süreçte bir Amerikan vatandaşının iletişimine rastlantısal olarak takılması halinde, istihbaratın bu bilgiyi belirli koşullar altında kullanmasına da izin veriyor. Bu durum, sivil özgürlük savunucuları tarafından sık sık eleştiriliyor. Yasa, terörle mücadele, siber güvenlik ve casusluk faaliyetlerinin takibinde kilit bir araç olarak görülüyor. FBI ve NSA gibi kurumlar, bu yasa sayesinde yabancı istihbarat hedeflerine yönelik binlerce operasyon yürütüyor.
Kongre’deki kilitlenmenin arkasında, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında yasanın kapsamının çok geniş olduğu yönündeki itirazlar yatıyor. Özellikle, mahkeme kararı olmaksızın Amerikan vatandaşlarının verilerine erişilmesi, dördüncü değişiklik haklarına aykırı bulunuyor. Trump’ın ise yasanın yenilenmesini engellemeye çalıştığı, eski istihbarat yetkililerine duyduğu güvensizlikten kaynaklandığı belirtiliyor. Trump, geçmişte kendisine yönelik soruşturmalarda 702. maddenin kötüye kullanıldığını iddia etmişti. Şimdi de bu yasayı sınırlandırmak isteyen isimleri istihbarat başına getirmek istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
702. maddenin sona ermesi, ABD’nin müttefikleriyle olan istihbarat paylaşımını da etkileyebilir. Özellikle Five Eyes (Beş Göz) ittifakı kapsamında İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda ile yapılan işbirliği, büyük ölçüde bu yasaya dayanıyor. Avrupa Birliği ise, Amerikan istihbaratının yabancıları toplu halde izlemesine uzun süredir karşı çıkıyor. 2015 yılında Avrupa Adalet Divanı’nın Safe Harbor anlaşmasını iptal etmesine yol açan Edward Snowden ifşaatları, bu yasanın küresel etkisini gözler önüne sermişti. Yeni bir düzenleme yapılmazsa, ABD istihbarat topluluğunun sahada önemli bir kapasite kaybı yaşaması bekleniyor. Ancak Kongre’nin, yasayı geriye dönük olarak yeniden yetkilendirmesi veya geçici bir önlem alması da mümkün.
Türkiye Açısından Değerlendirme
702. madde, doğrudan Türkiye’yi hedef alan bir istihbarat toplama aracı olmamakla birlikte, bölgesel güvenlik dinamikleri açısından önem taşıyor. ABD’nin Türkiye’deki veya bölgedeki yabancı hedeflere yönelik istihbarat faaliyetlerinin sınırlanması, PKK/YPG gibi terör örgütleriyle mücadelede bilgi paylaşımını ve operasyonel koordinasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşısının iadesi gibi konularda elindeki hukuki araçları zayıflayabilir. Türkiye, bu gelişmeyi yakından izlemeli ve ABD ile istihbarat alanındaki işbirliğinin sürekliliği için diplomatik girişimlerde bulunmalıdır. Küresel ölçekte ise, bu tür gözetim yasalarının yeniden şekillenmesi, diğer ülkelerin de benzer yasal düzenlemeleri gözden geçirmesine yol açabilir.