ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden dolaylı müzakerelerin, 14 Haziran'da Cenevre'de imzalanması planlanan bir barış mutabakatıyla sonuçlanabileceği bildirildi. Anlaşmaya yakın kaynaklara göre, taslak metin Tahran'ın taleplerinin büyük bölümünü karşılarken, Başkan Donald Trump'ın öncelik verdiği konularda sınırlı ilerleme kaydedildi. Mutabakat, nükleer program, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel güvenlik düzenlemeleri gibi kritik başlıkları kapsıyor.
Gelişmenin arka planı
İran ile Batılı güçler arasındaki nükleer müzakereler, 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle çıkmaza girmişti. Trump yönetimi, anlaşmayı yetersiz bularak İran'a maksimum baskı politikası uygulamış ve yeni yaptırımlar getirmişti. Ancak son aylarda, özellikle Orta Doğu'da artan gerilimler ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, tarafları yeniden müzakere masasına itti.
Cenevre'deki görüşmelerde, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine izin verilmesi ve yaptırımların aşamalı olarak kaldırılması gibi maddeler yer alıyor. Kaynaklar, anlaşmanın İran'a ekonomik rahatlama sağlarken, ABD'nin bölgesel ortakları olan İsrail ve Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini tam olarak gidermediğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Mutabakat, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun gelecekteki jeopolitik dengelerini de etkileyecek. İran'ın yaptırımlardan kurtulması, enerji piyasalarında arz artışına yol açabilir. Öte yandan, İsrail ve Suudi Arabistan'ın anlaşmaya karşı çıkması, bölgede yeni bir kırılma hattı oluşturabilir. Avrupa Birliği ve Rusya'nın arabuluculuk çabaları, anlaşmanın uluslararası meşruiyetini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ithalatında Rusya'dan sonra en büyük tedarikçinin İran olması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek. Yaptırımların kalkması, Türkiye'nin İran ile ticaret hacmini artırabilir ve enerji maliyetlerini düşürebilir. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışabilir. Ankara, mutabakatın sürdürülebilir olması ve bölgesel istikrara katkı sağlaması halinde destek vermeye hazır olduğunu sinyallemiştir.