WASHINGTON, 12 Haziran - ABD Başkanı Donald Trump, İran'dan sızdırılan anlaşma şartlarının doğru olmadığını ve yazılı olarak üzerinde mutabık kalınan metni yansıtmadığını açıkladı. Cuma günü Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Trump, İranlı yetkililerin kamuoyuna yansıyan iddialarının anlaşmanın gerçek içeriğini çarpıttığını belirtti. Başkan, bu tür sızıntıların müzakereleri baltalamaya yönelik olduğunu vurgularken, ABD'nin yazılı taahhütlere sadık kaldığını söyledi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise daha önce yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiğini ve bazı yaptırımların kaldırılması konusunda prensipte anlaşmaya varıldığını iddia etmişti. Ancak Trump, bu iddiaları kesin bir dille reddederek, 'Yazılı olanla söylenenler arasında büyük fark var. İran'ın söyledikleri gerçeği yansıtmıyor' ifadelerini kullandı. İki ülke arasındaki dolaylı müzakereler, Viyana'da devam ederken, bu açıklama görüşmelerin geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ve İran arasındaki nükleer müzakereler, Trump'ın 2018'de Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı çekilmesinin ardından 2021'de yeniden başlamıştı. Biden yönetimi, İran'ın nükleer programını sınırlandırmak ve yaptırımları hafifletmek amacıyla müzakereleri canlandırmayı hedeflemişti. Ancak Trump'ın son açıklaması, bu sürecin hâlâ kırılgan olduğunu ve taraflar arasında güven eksikliği bulunduğunu gösteriyor. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklamada, ABD'nin bazı yaptırımları kaldırmayı kabul ettiğini ancak henüz resmi bir belge imzalanmadığını söylemişti. Trump ise bu iddialara yanıt olarak, 'Anlaşma yok. İran'ın söyledikleri sadece bir sis perdesi' dedi. Uzmanlar, iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarının özellikle yaptırımların kapsamı ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin denetimi konularında yoğunlaştığını belirtiyor. Tahran, tüm yaptırımların kaldırılmasını talep ederken, Washington ise İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik kapsamlı ve doğrulanabilir kısıtlamalar getirilmesini şart koşuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran anlaşmazlığı, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu ve küresel enerji piyasalarını etkileyen bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Trump'ın açıklamaları, İran'ın nükleer programını yeniden hızlandırmasına ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla gerilimi tırmandırmasına yol açabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, olası bir anlaşmadan duydukları endişeyi sık sık dile getirirken, İsrail ise anlaşmanın İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemeyeceği konusunda uyarıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya, müzakerelerin devam etmesi için arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Küresel enerji piyasalarında, İran yaptırımlarının devam etmesi halinde petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşabileceği belirtiliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkardığını doğrularken, bu durum askeri müdahale riskini de gündeme getiriyor. Uzmanlar, her iki tarafın da geri adım atmaması halinde bölgesel bir çatışmanın kaçınılmaz olabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereleri yakından izliyor. İran'la 535 kilometrelik kara sınırı bulunan Türkiye, olası bir anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlamasını beklerken, anlaşmazlığın tırmanması halinde güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara tam olarak uymamakta ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılamaktadır. Anlaşmanın sağlanamaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve bölgedeki gerginlik, Suriye ve Irak'taki Türk askeri varlığını da etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile ekonomik ilişkileri, yaptırımların devamı halinde daha da kırılgan hale gelebilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Tahran'la diyaloğu sürdürerek dengeli bir politika izlemeye çalışıyor.