ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS), yatırımcı vizesi programı EB-5 için başvuru ücretlerini 30 Kasım 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iki katından fazla artıracağını duyurdu. Karar, programa olan yoğun talebin ve idari maliyetlerin artmasının bir sonucu olarak açıklandı. EB-5, yabancı yatırımcılara belirli bir miktar yatırım ve istihdam yaratma karşılığında ABD'de kalıcı oturma izni (Green Card) hakkı tanıyan bir programdır.
EB-5 Programı Nedir ve Ücret Artışının Arka Planı
EB-5 Immigrant Investor Program, 1990 yılında ABD Kongresi tarafından yabancı sermayeyi ülkeye çekmek ve istihdam yaratmak amacıyla oluşturuldu. Program kapsamında yatırımcılar, ya 1 milyon dolar ya da kırsal veya yüksek işsizlik bölgelerinde 500 bin dolar yatırım yaparak (2022 sonrası reformla bu tutarlar 1.05 milyon ve 800 bin dolar olarak güncellendi) en az 10 tam zamanlı iş yaratmak zorunda. Başarılı yatırımcılar önce koşullu Green Card, ardından kalıcı oturma izni alabiliyor.
USCIS, ücret artışını programın finansal sürdürülebilirliğini sağlamak ve artan operasyonel maliyetleri karşılamak için gerekli gördüğünü belirtti. Kurum, son yıllarda EB-5 başvurularının hızla arttığını ve mevcut ücretlerin bu yükü karşılamadığını vurguladı. Yeni ücret yapısı, 30 Kasım 2026'dan itibaren yapılacak tüm yeni başvurular için geçerli olacak. Halihazırda işlemde olan başvuruların ise eski ücretlerden etkilenmeyeceği açıklandı.
Ücretlerdeki artış, başvuru sahipleri için ciddi bir maliyet kalemi oluşturuyor. Örneğin, I-526E formu (bölgesel merkez yatırımcı başvurusu) için mevcut ücret 3.675 dolar iken, yeni düzenlemeyle bu tutarın 8.000 doların üzerine çıkması bekleniyor. Ayrıca I-829 (koşullu oturma izninin kaldırılması) ve I-485 (statü değişikliği) gibi diğer form ücretlerinde de benzer oranlarda artış öngörülüyor. Toplamda bir yatırımcının başvuru sürecinde ödeyeceği harç miktarı, avukatlık ve diğer masraflar hariç, 15 bin doları aşabilir.
Küresel Yatırımcılar ve Göçmenlik Politikaları Üzerindeki Etkileri
EB-5 programı, özellikle Çin, Hindistan, Vietnam, Güney Kore ve Brezilya gibi ülkelerden gelen yatırımcılar tarafından yoğun ilgi görüyor. Ancak son yıllarda Çinli yatırımcılar için vize kotaları nedeniyle uzun bekleme süreleri oluşmuş durumda. Ücret artışı, bu ülkelerden gelecek başvuruları bir miktar azaltabilir; zira programın maliyeti zaten yüksek. Öte yandan, ABD'de iş kurmak veya mevcut işletmelere yatırım yapmak isteyenler için EB-5, hala H-1B veya L-1 gibi diğer vize türlerine kıyasla daha doğrudan bir yol sunuyor. Ücret artışı, bu alternatifler arasındaki dengeyi değiştirebilir.
Uzmanlar, ücret artışının programın cazibesini bir miktar düşüreceğini, ancak EB-5'nin sunduğu kalıcı oturma izni avantajının uzun vadede talebi canlı tutacağını belirtiyor. Ayrıca, ABD'deki yatırım ortamı ve doların gücü, yabancı yatırımcılar için hala çekici. Ancak artan ücretler, özellikle orta ölçekli yatırımcılar için bir engel teşkil edebilir.
USCIS'in bu kararı, ABD Başkanı'nın göçmenlik politikaları doğrultusunda atılan son adımlardan biri olarak görülüyor. Yönetim, yasal göç yollarını düzenlerken, ücretleri piyasa koşullarına göre güncellemeyi hedefliyor. EB-5 programı, her ne kadar yatırım yoluyla göçmenlik sağlasa da, son dönemde ulusal güvenlik endişeleri ve dolandırıcılık riskleri nedeniyle daha sıkı denetimlere tabi tutuluyor. Ücret artışı, bu denetimlerin finansmanına katkı sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
EB-5 ücretlerindeki artış, Türk yatırımcılar için ABD'ye göçmenlik yolunu maliyetli hale getiriyor. Son yıllarda Türkiye'den ABD'ye yatırım yoluyla göçmenlik başvurularında artış yaşanıyordu; ancak yeni ücretler, özellikle orta gelirli yatırımcıların bu programa erişimini zorlaştırabilir. Türk ekonomisindeki dalgalanmalar ve TL'nin değer kaybı göz önüne alındığında, dolar bazlı bu artış, Türk vatandaşları için ek bir finansal yük anlamına geliyor. Öte yandan, ABD'de iş yapmak veya çocuklarına uluslararası eğitim sağlamak isteyen varlıklı Türkler için EB-5 hala bir seçenek olmaya devam edebilir. Ancak programın toplam maliyeti, diğer ülkelerdeki benzer yatırım vizesi programlarına (örneğin Portekiz, Yunanistan) kıyasla daha az rekabetçi hale gelebilir. Bu durum, Türk yatırımcıların alternatif göçmenlik yollarına yönelmesine neden olabilir.