Kişisel genetik test şirketi 23andMe, bir zamanlar milyarlarca dolar değer biçilen bir girişimken, iflas başvurusunun ardından yeniden yapılanma sürecine girdi. Bloomberg’den Emily Chang’in şirketin Araştırma Enstitüsü CEO’su Anne Wojcicki ile gerçekleştirdiği röportaj, bu çalkantılı yolculuğu tüm aşamalarıyla gözler önüne seriyor. 2006 yılında kurulan 23andMe, tüketicilere genetik bilgilerine dayalı sağlık ve soy raporları sunarak sektörde devrim yaratmıştı. Ancak düzenleyici engeller, mahremiyet endişeleri ve iş modelindeki kırılganlıklar, şirketi iflasın eşiğine getirdi.
Yükseliş ve Kırılma Noktaları
23andMe’nin ilk yılları, büyük bir coşku ve yatırımcı ilgisiyle geçti. Şirket, tüketicilere yalnızca 99 dolara genetik test yaparak ataları, genetik hastalık risklerini ve kişisel özellikleri raporluyordu. 2013 yılına gelindiğinde şirket 1 milyondan fazla müşteriye ulaşmıştı. Ancak ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 23andMe’nin sağlıkla ilgili iddialarının yeterince doğrulanmadığı gerekçesiyle şirkete durdurma emri verdi. Bu, şirketin iş modelinde önemli bir kırılma yarattı. Wojcicki, röportajında bu süreci “hem düzenleyici hem de ticari açıdan öğretici bir dönem” olarak tanımladı. Şirket, daha sonra FDA onayını almayı başardı ancak bu süreçte pazar payını rakiplerine kaptırdı. 2020’lerin başında halka arz yoluyla borsaya açılan 23andMe’nin hisseleri kısa sürede yükseldi ancak ardından sert düşüş yaşadı. Şirketin piyasa değeri, zirve noktasından yüzde 90’dan fazla değer kaybetti.
İflas ve Yeniden Yapılanma
2024 yılında 23andMe, iflas koruma başvurusunda bulundu. Şirketin borçları, düşen satışlar ve artan düzenleyici baskılar iflasın temel nedenleri arasında sayılıyor. Ancak Wojcicki, yeniden yapılanma sürecinde şirketin araştırma kısmını canlı tutmayı başardı. 23andMe Araştırma Enstitüsü, genetik verileri kullanarak ilaç keşfi ve hastalık mekanizmaları üzerine çalışmalar yürütüyor. Şirket, tüketici genetik test pazarından elde ettiği verileri, ilaç geliştirme süreçlerinde değerlendirerek yeni bir iş modeli oluşturmayı hedefliyor. Wojcicki’ye göre, şirketin geleceği “genetik verilerin sağlık hizmetleriyle entegrasyonu” alanında şekillenecek.
Küresel Boyut ve Sektörel Etkiler
23andMe’nin iflası, genetik test sektörünün genelindeki kırılganlığı da ortaya koydu. Avrupa ve Asya’daki benzer şirketler, mahremiyet düzenlemeleri ve tüketici güveni sorunlarıyla karşı karşıya. ABD’de Genetik Bilgi Ayrımcılığı Yasası (GINA) gibi düzenlemelere rağmen, genetik verilerin kötüye kullanımı endişeleri sürüyor. 23andMe’nin yeniden yapılanma süreci, şirketin tüketici odaklı genetik testten ilaç araştırmalarına yönelerek sektörde yeni bir trend başlatabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de genetik test pazarı henüz emekleme aşamasında olsa da, 23andMe’nin deneyimi önemli dersler barındırıyor. Özellikle kişisel genetik verilerin korunmasına yönelik ulusal bir düzenleme ihtiyacı, bu tür şirketlerin faaliyetlerinin sıkı denetlenmesini gerektiriyor. Türkiye’nin sağlık Bakanlığı ve TÜBİTAK gibi kurumlar, genetik araştırmaları desteklerken, veri mahremiyeti konusunda AB’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) benzeri bir çerçeve oluşturması faydalı olabilir. Ayrıca, Türk girişimcilerin biyoteknoloji alanında atacağı adımlarda 23andMe’nin yükseliş ve düşüş öyküsü, sürdürülebilir iş modeli ve düzenleyici uyumun önemini vurguluyor.