Hollywood yıldızı Zendaya, geçtiğimiz hafta sonu Londra’da düzenlenen “The Odyssey” temalı bir etkinlikte taktığı gösterişli küpelerle gündeme oturdu. Ancak küpelerin sıradan bir aksesuar olmadığı, bir Londra galerisinin iddiasına göre antik İran’a ait bir eserden yapıldığı anlaşıldı. Bu iddia, hem arkeoloji hem de kültürel miras çevrelerinde hararetli bir tartışma başlattı. Galeri, küpelerin MÖ 1. binyıla tarihlenen bir Ahameniş dönemi altın objesinden üretildiğini öne sürerken, İranlı uzmanlar bu tür eserlerin yurt dışına çıkarılmasının yasallığını sorguluyor.
Küpelerin sıra dışı hikâyesi
Zendaya’nın kırmızı halıda boy gösterdiği etkinlik, antik Yunan destanı “Odysseia”dan ilhamla düzenlenmişti. Oyuncu, bu temaya uygun olarak tercih ettiği altın renkli elbisesini, yaklaşık 2500 yıllık olduğu iddia edilen altın küpelerle tamamlamıştı. Londra merkezli bir antika galerisi, söz konusu küpelerin bir koleksiyoncudan satın alındığını ve Ahameniş İmparatorluğu’na ait bir süs eşyasından yapıldığını açıkladı. Galeri, küpelerin orijinal parçasının İran’ın batısındaki bir bölgede keşfedildiğini, ancak 1979 İslam Devrimi sonrası ülkeden kaçırılmış olabileceğini belirtti.
İran Kültürel Miras Kurumu ise derhal bir açıklama yaparak, bu tür eserlerin yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığına dair ellerinde güçlü kanıtlar bulunduğunu duyurdu. Yetkililer, küpelerin iadesi için girişimlerde bulunacaklarını ifade etti. Zendaya’nın basın danışmanı ise konuya ilişkin henüz bir yorum yapmazken, oyuncunun söz konusu eserin tarihî öneminden haberdar olmadığı yönünde haberler çıktı.
Kültürel miras ve etik tartışmalar
Bu olay, uluslararası sanat piyasasında antika ticaretinin etik boyutunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle Ortadoğu kökenli eserlerin Batılı ülkelerdeki müzayedelerde veya özel koleksiyonlarda yer alması, sık sık iade tartışmalarına yol açıyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) 1970 tarihli Kültür Varlıklarının Kanunsuz İthalatı, İhracatı ve Mülkiyet Transferinin Önlenmesi Sözleşmesi, bu tür durumlarda ülkelerin eserlerini geri talep etme hakkını tanıyor. Ancak uygulamada süreç yıllar alabiliyor ve eserlerin kaynağını belgelemek çoğu zaman güç oluyor.
Londra’daki galeri küpelerin mevcut sahibinin yasal yollarla edindiğini savunsa da, İran makamları eserin 1979 öncesine ait belgelerle izini sürmeye çalışıyor. Uzmanlar, bu tür vakaların sadece hukuki değil, aynı zamanda kültürel bir hassasiyet taşıdığının altını çiziyor. Zira Ahameniş dönemi altın işçiliği, Pers İmparatorluğu’nun zirvesini temsil eden nadir örnekler arasında sayılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de benzer şekilde, özellikle Anadolu kökenli antik eserlerin yurt dışına kaçırılması ve iadesi konusunda uzun yıllardır mücadele veriyor. Zendaya vakası, uluslararası kamuoyunun kültürel miras yağmasına dikkatini çekerken, Türkiye’nin de bu alandaki hukuki ve diplomatik çabalarına dolaylı da olsa destek sağlıyor. Türk yetkililerin, benzer durumlarda İran ile iş birliği yaparak ortak bir iade mekanizması geliştirmesi, bölgesel kültürel mirasın korunmasına katkı sunabilir. Ayrıca, bu tür olaylar Türkiye’nin müzelerinde korunan eserlerin uluslararası platformda daha fazla tanınmasını sağlayabilir.