Afrika'nın bakır ve kobalt devi Zambiya, Ağustos ayında yapılacak genel seçimlerde sandık başına gidiyor. Seçmenlerin en büyük önceliği ise ekonomik krizin yarattığı işsizlik ve artan yaşam maliyetleri. Ancak bu seçimlerin sonucu yalnızca Zambiya'nın iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel güçlerin kritik mineral rekabetinde yeni bir denklemi de beraberinde getirebilir. Özellikle ABD ve Çin arasındaki jeopolitik yarışta Zambiya'nın tercihi, Batı ile Asya arasındaki tedarik zincirlerini yeniden şekillendirebilir. Ülke, dünya bakır rezervlerinin yaklaşık %6'sına ve kobalt üretiminin %4'üne sahip. Bu mineraller, elektrikli araç bataryaları, yenilenebilir enerji teknolojileri ve savunma sanayii için vazgeçilmez.
Ekonomik kriz ve seçim vaatleri
Zambiya'da işsizlik oranı %12'yi aşarken, genç nüfusta bu oran %20'lere dayanmış durumda. Enflasyon geçtiğimiz yıl %13'e yükseldi ve temel gıda maddelerine erişim zorlaştı. Mevcut Cumhurbaşkanı Hakainde Hichilema, 2021'deki seçim zaferinin ardından IMF ile 1,3 milyar dolarlık kurtarma paketi imzalamıştı. Ancak kemer sıkma politikaları halkın tepkisini çekiyor. Muhalefet lideri Chishimba Kambwili ise halkçı vaatlerle destek topluyor: 'Madencilik gelirlerinin adil dağıtılacağı bir sistem kuracağız. Çinli şirketlerin kârını ülkemizde bırakmasını sağlayacağız' diyor. Ancak analistler, popülist söylemlerin Zambiya'nın Çin ve Batı ile hassas dengelerini bozabileceği uyarısında bulunuyor.
Zambiya'nın borç yükü 2023'te GSYH'sının %120'sine ulaştı. Çin, ülkenin en büyük alacaklısı konumunda. Pekin, 2020'de COVID sonrası borç ertelemesi ve yeniden yapılandırma görüşmelerini başlatmıştı. Ancak Zambiya'nın Çin'e olan bağımlılığı, özellikle kalkınma projelerinde kendini gösteriyor. Çinli şirketler, ülkedeki bakır madenlerinin %60'ını işletiyor. Bu durum, 'yeni sömürgecilik' tartışmalarını alevlendiriyor.
Kritik mineral yarışında Zambiya'nın stratejik konumu
Küresel enerji dönüşümüyle birlikte bakır ve kobalt talebi hızla artıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, 2040 yılına kadar bakır talebi %40 artacak. ABD ve Avrupa Birliği, Çin'in nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyetini kırmak için Afrika ülkeleriyle işbirliğini artırıyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 2023'teki Afrika turunda Zambiya'yı ziyaret ederek, 'Yeşil enerji geçişinde adil bir ortaklık' sözü vermişti. Ancak pratikte, Çin'in uzun vadeli altyapı yatırımları ve düşük faizli kredileri, Batı'nın vaatlerinden daha somut görünüyor.
Seçim sonucu, Zambiya'nın kritik mineral tedarik zincirindeki rolünü belirleyecek. Hichilema'nın Batı yanlısı tutumu, ABD ile daha sıkı ticari bağlar kurmayı hedefliyor. Geçen yıl, ABD'nin 'Mineraller Güvenlik Ortaklığı' programına katılan ülke, bu sayede nadir toprak elementlerinin işlenmesinde teknik destek almayı umuyor. Buna karşılık muhalefetin zaferi, Çin bağlantılarını daha da güçlendirebilir. Her iki senaryo da küresel güç dengesinde etkili olacak. Bu bağlamda Zambiya, sadece bir Afrika ülkesi değil, 21. yüzyıl endüstriyel dönüşümünün anahtarlarından biri haline geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika'da ekonomik ve diplomatik nüfuzunu artırırken, Zambiya'da kritik minerallerin kontrolü, nadir toprak elementlerine erişim açısından stratejik önem taşıyor. Türkiye'nin elektrikli araç bataryası ve savunma sanayii projeleri, bu minerallere bağımlılığı artırıyor. Zambiya'daki seçim sonucu, Ankara'nın bölgedeki yatırımlarını ve Afrika tedarik stratejisini etkileyebilir. Ayrıca, Çin ve ABD arasındaki yarışta Türkiye'nin denge politikası, Zambiya gibi ülkelerle işbirliği seçeneklerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika'da kilit ülkelerle ilişkilerinde yeni fırsatlar yaratabileceği gibi, dış ticaret portföyünde de çeşitlenmeye yol açabilir.