ABD Yüksek Mahkemesi'nin sürpriz bir kararla seçmen kimlik yasalarını dolaylı olarak güçlendirmesi, Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti'nin sert kanadını harekete geçirdi. Mahkeme, Arizona ve Kansas gibi eyaletlerde seçmen kaydı sırasında vatandaşlık kanıtı istenmesine yeşil ışık yakarken, bu karar SAVE America Act olarak bilinen federal düzenlemenin Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'na (NDAA) eklenmesi yönündeki baskıyı artırdı. Cumhuriyetçi milletvekilleri, kararı 'seçim güvenliği için tarihi bir adım' olarak nitelendirirken, Demokratlar 'oy kullanma hakkına saldırı' olarak değerlendiriyor. Temsilciler Meclisi'ndeki görüşmelerin önümüzdeki hafta hızlanması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
SAVE America Act (H.R. 2) özellikle eyaletlerde uygulanan sıkı seçmen kimlik kurallarını federal düzeye çıkarmayı amaçlıyor. Yasa tasarısı, oy kullanmak için federal seçimlerde vatandaşlık kanıtı zorunluluğu getiriyor ve posta yoluyla oy kullanmayı önemli ölçüde kısıtlıyor. Tasarı, Cumhuriyetçi çoğunluktaki Meclis'ten geçmiş ancak Senato'da Demokratların engeliyle karşılaşmıştı. Yüksek Mahkeme'nin kararı, yasanın anayasaya uygunluğu konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle Trump yönetimi, bu yasanın 2024 seçimlerinde 'seçim sahtekarlığını önleyeceğini' savunuyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, yasanın azınlık ve düşük gelirli seçmenleri orantısız şekilde etkileyeceğini belirtiyor. Kararın hemen ardından Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, 'Başkan Trump, seçimlerin dürüstlüğünü korumak için gereken her adımı atmaya kararlıdır' denildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Batılı demokrasilerdeki seçim güvenliği tartışmalarını da etkiliyor. Özellikle Avrupa'da yükselen aşırı sağ partiler, ABD'deki bu hamleyi kendi ülkelerinde de benzer düzenlemeler için referans olarak kullanıyor. Öte yandan, ABD'nin seçim sistemine ilişkin bu tür tartışmalar, ülkenin demokratik imajını zedeliyor ve uluslararası gözlemciler tarafından eleştiriliyor. İran ile Katar'da devam eden müzakereler ve Colorado'daki Demokrat ön seçimleri gibi diğer haberler ise bu ana gelişmenin gölgesinde kaldı. Kayıp kongre üyesinin bulunması da Washington'da gündemi meşgul eden diğer konulardan biri. SAVE Act'in NDAA'ya eklenmesi halinde, savunma harcamalarıyla seçim yasalarının iç içe geçmesi, ilerleyen dönemde hukuki ihtilaflara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu iç siyasi gelişme, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkilemese de, ABD'nin iç politikasındaki kutuplaşmanın derinleşmesi, dış politikada öngörülemezliği artırabilir. Özellikle Kongre'deki Cumhuriyetçi sert kanadın güçlenmesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım kararlarında daha agresif bir tutum sergilenmesine neden olabilir. 2024 başkanlık seçimleri öncesinde seçim yasalarına ilişkin bu tür tartışmalar, ABD'nin NATO müttefiki olarak güvenilirliğini sorgulatabilir. Türkiye, bu süreçte ABD'deki siyasi dengeleri yakından takip ederek kendi dış politika stratejisini buna göre şekillendirmek durumundadır.