Fransa'nın Pasifik'teki denizaşırı toprağı Yeni Kaledonya, 2024 yılının başlarında yaşanan ve adanın yakın tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak nitelendirilen şiddetli ayaklanmaların iki yıl ardından hâlâ derin yaraları sarmaya çalışıyor. FRANCE 24, Kanak bağımsızlık yanlılarının kalesi Saint-Louis'den Mont-Dore, Nouméa ve Bourail'e uzanan bir yolculukla, bu Fransız toprağının toplumsal dokusundaki çatlakları, siyasi kilitlenmeyi ve adanın geleceğine dair belirsizlikleri yerinde inceliyor. Mayıs 2024'te patlak veren ve haftalarca süren şiddet olayları, en az 13 kişinin ölümüne ve yüz milyonlarca avroluk maddi hasara yol açmıştı. Gözler, bu kez adanın kaderini belirleyecek olası bir anayasa değişikliği ve üçüncü bağımsızlık referandumu tartışmalarında.
Gelişmenin arka planı
Yeni Kaledonya, 1853'ten beri Fransa'nın sömürgesi olarak yönetilen, ancak 1998 Nouméa Anlaşması ile geniş bir özerklik kazanan ve bağımsızlık yanlıları ile Fransa'ya bağlı kalmak isteyenler arasında dengelenmiş bir statüye sahip olan bir ada. Anlaşma, üç referandum öngörüyordu; 2018, 2020 ve 2021'de yapılan oylamalarda bağımsızlık reddedildi, ancak son referandumun COVID-19 salgını gerekçesiyle ertelenmesi ve hileli bulunması, bağımsızlık yanlısı Kanak halkının tepkisini çekti. Bu durum, 2024'te Fransa Ulusal Meclisi'nin seçmen listelerini genişleten bir anayasa değişikliğini onaylamasıyla alevlendi. Kanaklar, bu değişikliğin kendi nüfuslarını siyasi olarak zayıflatacağını savunuyor. Şiddet olayları, gençlerin barikatlar kurup araçları ateşe vermesi, iş yerleri ve kamu binalarının yağmalanmasıyla başladı. Fransız hükümeti, adaya binlerce jandarma ve asker göndererek olağanüstü hâl ilan etti. Şiddet, adanın ekonomisini felç etti; özellikle nikel madenciliği ve turizm sektörü büyük darbe aldı. Nouméa'nın alışveriş merkezleri ve sanayi tesisleri kül oldu; birçok yerli işletme iflasın eşiğine geldi. Bugün, adada altyapının yeniden inşası sürerken, toplumsal travma hâlâ taze. Kanak liderleri, Fransa'nın sömürgeci zihniyetini eleştirirken, Fransız yerleşimciler ve sadıklar, güvenlik endişelerini dile getiriyor. Saint-Louis bölgesi, hâlâ polis ve ordu kontrolünde, mayınlı arazilere ve yıkılmış evlere ev sahipliği yapıyor. Bourail'de ise toplumlar arası diyalog çabaları, gençlerin iş ve eğitim fırsatlarına erişimini artırmayı hedefliyor; ancak bu girişimler, derin güvensizlik ve ayrımcılık duygusuyla karşı karşıya.
Bölgesel ve küresel boyut
Yeni Kaledonya'daki kriz, sadece bir iç mesele değil; aynı zamanda Pasifik bölgesindeki güç dengelerini de etkiliyor. Çin, ada ülkesi olarak Yeni Kaledonya'ya ve diğer Pasifik adalarına yönelik yatırımlarını artırırken, Fransa'nın buradaki askeri varlığı, bölgedeki stratejik çıkarlarını koruma çabası olarak yorumlanıyor. Avustralya ve Yeni Zelanda, adadaki istikrarın bölgesel güvenlik için önemine dikkat çekiyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler'in sömürgecilikle mücadele listesinde yer alan Yeni Kaledonya'nın durumu, uluslararası toplumun dikkatini çekiyor; bazı ülkeler Kanak halkının kendi kaderini tayin hakkını desteklerken, Fransa'nın toprak bütünlüğü vurgusu öne çıkıyor. Bu bağlamda, adanın geleceği, yalnızca Fransa-Kanak ilişkilerine değil, aynı zamanda Pasifik'te artan jeopolitik rekabete de bağlı görünüyor. ABD, Çin ve Rusya'nın bölgeye ilgisi, Yeni Kaledonya'daki siyasi çözümün önemini artırıyor. Öte yandan, iklim değişikliğinin adanın kıyı bölgeleri üzerindeki etkisi, göç ve güvenlik açısından yeni riskler doğuruyor. Tüm bu faktörler, Yeni Kaledonya'nın istikrarının, bölgesel barış ve kalkınma için kritik olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yeni Kaledonya'daki gelişmeler, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Fransa'nın denizaşırı topraklarındaki sorunları, Türkiye'nin sömürgecilik karşıtı söylemi ve Pasifik bölgesindeki artan ilgisi bağlamında dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, Afrika ve ada ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirirken, benzer sömürgeci yapılanmaların eleştirisini yapmakta. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası platformlarda adalet ve eşitlik vurgusunu kullanmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Pasifik'teki jeopolitik rekabet, Türkiye'nin Asya-Pasifik stratejisi açısından izlenmesi gereken bir gelişme; bölgedeki ticaret ve enerji hatlarının güvenliği Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin bölgede askeri veya siyasi bir varlığı olmadığından, etki sınırlı kalıyor. Yine de, Fransa ile ilişkilerinde zaman zaman gerginlikler yaşayan Türkiye, uluslararası hukuk ve insan hakları ilkeleri çerçevesinde benzer sorunları gündeme getirebilir.