Japon yeni (JPY), ABD doları karşısında 40 yılın en düşük seviyesine gerileyerek küresel piyasalarda alarm zillerini çaldırdı. Salı günü 160,17 seviyesini gören USD/JPY paritesi, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artırımına rağmen yenin değer kaybını durduramadığını ortaya koydu. Yatırımcılar, Tokyo yönetiminin daha önce müdahale ettiği bu kritik eşikte yeniden devreye girip girmeyeceğini merakla bekliyor. Uzmanlar, yenin zayıflamasının Asya ihracatçılarına kısa vadeli avantaj sağlasa da, enflasyon ve maliyye istikrarı açısından ciddi riskler doğurduğunu vurguluyor.
Yen Neden Düşüyor?
Yen üzerindeki baskının temel nedeni, ABD ile Japonya arasındaki faiz farkı. Fed’in yüksek faiz politikası sürerken, BoJ’un nisan ayında faizi yüzde 0,1’e çıkarması beklentileri karşılamadı. Carry trade olarak bilinen stratejiyle yatırımcılar, düşük faizli yenden borçlanıp yüksek faizli dolara yatırım yaparak kar ediyor. Ayrıca Japonya’nın artan ticaret açığı ve enerji ithalatının yüksek dolar maliyeti de yen üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. BoJ’un mayıs ayında yaptığı müdahalede yaklaşık 9 trilyon yen harcandığı tahmin ediliyor, ancak bu müdahale geçici bir rahatlama sağlamıştı.
Piyasa aktörleri, yenin 160 seviyesinin aşılmasının ardından 170’e kadar yol alabileceğini öngörüyor. Bu durumda, Tokyo’nun doğrudan piyasa müdahalesi yerine, sözlü müdahale veya faiz artırımı sinyali gibi araçlara başvurabileceği konuşuluyor. Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, "aşırı oynaklığa karşı gerekli önlemleri alacaklarını" ancak belirli bir seviyeyi hedeflemediklerini açıkladı.
Küresel Yansımalar
Yenin zayıflaması, Çin yuanı başta olmak üzere Asya para birimlerine de satış baskısı getirdi. Güney Kore wonu ve Tayvan doları da benzer şekilde değer kaybetti. Bu durum, Asya merkez bankalarını rekabetçi devalüasyon endişesiyle harekete geçmeye zorlayabilir. Öte yandan, yenin düşük seyri, Japonya’nın ihracatını artırırken, enerji ve hammadde ithalatını pahalı hale getiriyor. Japonya gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler için bu, enflasyonu körükleyen bir faktör. ABD ve Avrupa’da ise düşük yen, Japon otomobil ve elektronik ürünlerinin fiyat avantajı nedeniyle rekabet endişelerini artırıyor.
Fed’in mayıs ayı toplantı tutanakları da yen üzerindeki baskıyı artıran bir unsur oldu. Tutanaklarda, faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceğine dair ifadeler, doları güçlendirdi. Japonya’nın müdahale kapasitesi ise sınırlı: Rezervlerinin yaklaşık 1,3 trilyon dolar olduğu tahmin edilirken, bu müdahalelerin etkisinin kısa ömürlü olabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yen krizinin Türkiye’ye doğrudan bir etkisi olmasa da, dolardaki küresel güçlenme gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratıyor. Türk lirası da dolar karşısında değer kaybederken, yen krizi benzer bir kırılganlığın Asya’da da yaşandığını gösteriyor. Türkiye’nin Japonya ile ticaret hacmi sınırlı olduğu için doğrudan etkilenme riski düşük. Ancak küresel risk iştahındaki azalma ve doların güçlenmesi, Türkiye’nin dış finansman maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Japonya’nın yüksek enerji maliyetleriyle mücadelesi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için ders niteliği taşıyor. Merkez bankası kararlarının para biriminde yarattığı dalgalanmalar, Türkiye’nin de benzer sıkıntılarla karşılaşabileceğini hatırlatıyor.