Yemen'deki silahlı kuvvetler, İran'a ait bir yolcu uçağının başkent Sana'daki uluslararası havalimanına inişine izin verilmemesi durumunda Suudi Arabistan'daki hedeflere saldırı düzenleyecekleri tehdidinde bulundu. Ensarullah hareketine bağlı askeri kaynaklar tarafından yapılan açıklamada, uçağın Sana'ya inmesine engel olunmasının "savaş nedeni" sayılacağı ifade edildi. Açıklamada, bu durumda Suudi Arabistan'daki sivil ve askeri tesislerin hedef alınacağı belirtildi.
Gelişmenin arka planı
2014 yılında Ensarullah hareketinin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başlayan Yemen iç savaşı, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Birleşmiş Milletler'in ara buluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri şu ana kadar kalıcı bir çözüme ulaşamadı. İran'ın Ensarullah'a askeri ve lojistik destek sağladığı iddiaları, Suudi Arabistan ve müttefikleri tarafından sık sık gündeme getiriliyor.
Son olarak, Ensarullah hareketinin kontrolündeki Sana Havalimanı'na İran bayraklı bir uçağın inmesi, Suudi Arabistan yönetiminde endişe yarattı. Riyad yönetimi, uçağın askeri mühimmat taşıdığı şüphesiyle inişine izin verilmemesi için baskı yapıyor. Ensarullah ise uçağın sivil bir yolcu uçağı olduğunu ve insani yardım getirdiğini savunuyor. Havalimanının uluslararası statüsü ve uçuş izinleri konusundaki belirsizlik, taraflar arasında yeni bir krizin fitilini ateşledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Yemen'deki çatışmanın sadece yerel bir mesele olmadığını, bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüştüğünü gösteriyor. Suudi Arabistan ve İran arasındaki nüfuz mücadelesi, Yemen'deki çatışmanın en önemli dinamiklerinden birini oluşturuyor. İran, Ensarullah'ı desteklerken; Suudi Arabistan, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetinin yanında yer alıyor. Uçak krizi, taraflar arasındaki güvensizliğin ne kadar derin olduğunu ve küçük bir olayın bile büyük bir çatışmaya dönüşme potansiyelini ortaya koyuyor.
Küresel anlamda, bu kriz Birleşmiş Milletler'in Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlama çabalarını da sekteye uğratabilir. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, tarafları diyalog ve itidal çağrısında bulunuyor. Ancak Ensarullah'ın sert tutumu ve Suudi Arabistan'ın esnemeyen pozisyonu, diplomatik sürecin ilerlemesini zorlaştırıyor. Ayrıca, bölgedeki enerji arz güvenliği açısından da endişeler bulunuyor. Suudi Arabistan ve İran arasında doğrudan bir çatışma, Körfez'den geçen petrol tankerlerinin güvenliğini tehlikeye atabilir ve küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Ankara, Suudi Arabistan'la ekonomik ve askeri iş birliğini sürdürürken, Ensarullah hareketiyle de doğrudan temaslarda bulunuyor. Bu krizin tırmanması, Kızıldeniz'deki deniz güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye'nin Kızıldeniz'de askeri varlığı ve ticari çıkarları bulunuyor. Ayrıca, krizin büyümesi halinde Yemen'deki insani durumun daha da kötüleşmesi, bölgede yeni bir göç dalgasına yol açabilir. Türkiye, diplomatik yollarla krizin çözülmesini destekliyor ve tüm taraflara itidal çağrısı yapıyor.