İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile eski ABD Başkanı Donald Trump arasında Cuma günü bir telefon görüşmesi gerçekleşti. İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamada, görüşmenin yaklaşık 30 dakika sürdüğü ve iki liderin bölgesel güvenlik konularını ele aldığı belirtildi. Görüşmenin, Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerine hazırlandığı bir döneme denk gelmesi dikkat çekiyor. Netanyahu'nun ofisi, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntılı bilgi vermezken, İran'ın nükleer programı ve İsrail-Filistin barış sürecinin masada olduğu tahmin ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Netanyahu ile Trump arasındaki ilişki, Trump'ın başkanlığı döneminde oldukça yakındı. Trump, 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyarak büyükelçiliği Tel Aviv'den Kudüs'e taşımış, 2020'de ise İbrahim Anlaşmaları olarak bilinen ve İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas arasında normalleşme sağlayan sürece öncülük etmişti. Netanyahu, 2021'de görevi bırakana kadar Trump'ın yakın müttefiki olarak biliniyordu. Ancak Trump'ın 2020 seçimlerini kaybetmesi ve Netanyahu'nun 2022'de yeniden başbakan olmasıyla ilişkilerin yeniden canlandığı görülüyor. Görüşme, aynı zamanda İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının sürdüğü ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Netanyahu, son haftalarda İran'ın nükleer tehdidine karşı uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışıyor. Trump ise başkanlığı döneminde İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmiş ve İran'a yönelik maksimum baskı politikası uygulamıştı. Görüşmede, İran'ın nükleer programına yönelik olası bir ortak stratejinin ele alınması muhtemel. Ayrıca, Trump'ın 2024 seçimleri için kampanya yürüttüğü bu dönemde, Netanyahu ile görüşmesi, Trump'ın dış politika vizyonunu vurgulama fırsatı olarak da değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu-Trump görüşmesi, Orta Doğu'da dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Trump'ın başkanlığı döneminde izlediği İsrail yanlısı politikalar, bölgede Arap ülkeleri ile İsrail arasında normalleşmeyi hızlandırmıştı. Ancak Biden yönetimi, İran konusunda daha diplomatik bir yaklaşım benimserken, İsrail-Filistin sorununda da Trump dönemindeki gibi tek taraflı adımlar atmaktan kaçınıyor. Görüşme, Trump'ın olası bir ikinci başkanlığı döneminde Orta Doğu politikasının yeniden nasıl şekillenebileceğine dair ipuçları veriyor.
Öte yandan, görüşme, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası çabaları da etkileyebilir. İran ile yürütülen nükleer müzakereler şu anda çıkmaza girmiş durumda. Trump'ın İran'a yönelik sert tutumu, müzakerelerin yeniden başlamasını zorlaştırabilir. Ayrıca, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları devam ederken, Trump'ın Netanyahu'ya verdiği destek, uluslararası kamuoyunda tartışmalara yol açabilir. Görüşme, Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme sürecine de etki edebilir; Trump'ın bu konuda arabuluculuk yapabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu görüşme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından takip edilmelidir. Netanyahu ve Trump arasındaki yakınlaşma, İran karşıtlığı ve İsrail-Arap normalleşmesi gibi konularda Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımı ve Filistin meselesinde İsrail ile karşıt pozisyonlarda yer almaktadır. Trump'ın olası dönüşü, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, İran'a yönelik baskı politikaları Türkiye'nin enerji ithalatını ve komşularıyla ilişkilerini etkileyebilir. Bu nedenle, Ankara'nın gelişmeleri dikkatle izlemesi ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olması gerekmektedir.