Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hereysi, İran İslam Cumhuriyeti'nin dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere bugün Tahran'a geldi. Bu ziyaret, iki bölgesel güç arasında Mart 2023'te Çin arabuluculuğunda başlayan normalleşme sürecinin en somut diplomatik adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. el-Hereysi'nin Tahran'daki temasları arasında İranlı mevkidaşı ve diğer üst düzey yetkililerle bir araya gelmesi bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkiler, 2016 yılında Riyad'ın Şii din adamı Nimr el-Nimr'in idam edilmesinin ardından Tahran'daki Suudi büyükelçiliğine düzenlenen saldırı sonucu kopma noktasına gelmişti. İki ülke arasındaki gerilim, Yemen'deki iç savaş, Suriye'deki çatışmalar ve Lübnan'daki nüfuz mücadelesi gibi bölgesel krizlerde kendini göstermişti. Çin'in arabuluculuğunda varılan anlaşma ile taraflar, karşılıklı büyükelçiliklerini yeniden açma ve diplomatik ilişkileri normalleştirme kararı almıştı.
Ali Hamaney'in vefatı, İran'da yeni bir siyasi dönemin başlangıcına işaret ediyor. Hamaney, 1989'dan beri İran'ın en üst düzey siyasi ve dini otoritesiydi. Suudi Arabistan'ın cenaze törenine üst düzey bir temsilci göndermesi, Riyad'ın Tahran'daki yeni yönetimle ilişkileri geliştirme konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ziyaret, sadece ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda bölgesel dengeler bakımından da büyük önem taşıyor. Suudi Arabistan ve İran, Ortadoğu'da nüfuz mücadelesi veren iki ana aktör konumunda. İki ülke arasındaki normalleşme, Yemen'deki ateşkesin kalıcı hale gelmesi, Lübnan'da siyasi istikrarın sağlanması ve Irak'taki gerilimlerin azalması gibi konularda olumlu yansımalar yaratabilir.
ABD ve İsrail, Suudi-İran normalleşmesini endişeyle takip ediyor. Washington, Riyad ile Tahran arasındaki yakınlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini meşrulaştırabileceğini düşünüyor. Öte yandan, Çin'in arabuluculuğu, Pekin'in Ortadoğu'da artan diplomatik rolünün bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
İran'da Hamaney'in ardından yeni liderin kim olacağı ve izleyeceği politika, Suudi Arabistan ile ilişkilerin geleceğini belirleyecek. Şu an için, her iki taraf da diyaloğu sürdürme niyetinde olduğunu sinyalliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Ankara, bölgede nüfuz mücadelesi verirken, Riyad-Tahran hattındaki yumuşama Türkiye'nin manevra alanını daraltabilir. Özellikle Suriye ve Irak'ta İran'la rekabet halinde olan Türkiye, Suudi Arabistan'ın Tahran'la yakınlaşmasının kendi çıkarlarına ters düşebileceğini hesaplıyor. Öte yandan, Yemen ve Körfez'deki istikrar, Türkiye'nin ticari ve enerji çıkarları açısından olumlu olabilir. Ankara, bu süreçte Riyad ve Tahran'la dengeli ilişkiler kurarak bölgedeki etkinliğini korumak isteyecektir.